Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

Soru-Cevap

Okuyucuların soruları ve cevapları.

Soru Sor
Yargı mensubu düşmanı ahmet ünlü

Hekimlerin çeyreği kadar özlük hakkına sahip görülmediğimiz bu sistemde; onların kurumsal arkası doluyken Sağlık Bakanı'na bile fütursuzca laf söyleyebildiği bir ortamda bizler hem yarısı kadar maaşa mahkûm ediliyor hem de irademiz hipotek altına alınarak harita üzerinde bir piyon gibi oradan oraya sürüklenirken, hakkımızı savunacak tek bir yetkilinin dahi arkamızda durmayışını pişkinlikle izleyen vizyonsuzluğuna ve bu haksızlığa göz yuman yargı düşmanlığına yazıklar olsun

Cevap

Öncelikle yargı mensubu düşmanı değilim ve işini hakkıyla yapan hakim ve savcıların hepimiz için büyük bir güvence olduğunu düşünenlerdenim. Adalet mülkün temelidir düsturunun sağlayıcıları hakim ve savcılarıdır. Hiçbir hakim ve savcının iradesi ipotek altına alınamaz. Eğer buna müsaade edenler varsa kendilerini kontrol etmelidir. Her mesleğin kendine özgü sorunları ve sorumlulukları vardır. Bu nedenle zaman zaman hakim ve savcıların eleştirilmesi de doğal karşılanmalıdır. Bunun yanında öncelikle kullanılan dilin yanlış ve üslubun doğru olmadığını belirtmek isterim. Yargı mensuplarının kamudaki en saygın kamu görevlilerinden birisi olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Kaldı ki bunlar kararlarını Türk Milleti adına vermekte olup böyle bir kamu görevlisi de yoktur. Her şeyden önce adalet bunlar eliyle tecelli etmektedir. Birçok yazımda yargı mensuplarının sıkıntılarını belirttim. Ayrıca, Adalet Bakanı ve diğer ilgililerin hakim ve savcıların haklarını savunmadığını iddia etmek de doğru değildir. Sayın Bakan sistem içerisinden gelen birisi olarak yargı mensuplarının haklarını her fırsatta iyileştirmek için gayret etmektedir. Sonuç olarak belirtmiş olduğunuz hususların sıkıntılı ve doğru olmadığını düşünüyorum.

İzmirde yaşayan hakimin geçinmesine verdiğin saçma cevaba cevap

Ulan sen kimsin de hangi kıyasla gücünü anayasadan alan anayasada özlük hakları düzenlenmiş yargı mensuplarını diğer memurlarla bir tutuyorsun da karşılaştırmanı diğer kamu personelleri de aynı durumda diyerek hukuk devleti ilkesini ayaklar altına alıyorsun ekmeğini düz memurlardan alıyorsun tabi 25 bin hakim savcı sana bişey kazandırmaz demi gazeteciyim diye geçinen zaat

Cevap

Sana koskoca bir aferin! Eğer gerçekten hakim veya savcı isen bu mesleğe yakışmadığını üzülerek belirtmek isterim. Diğer yandan yazılarımın tamamına bakmış olsaydın muhtemelen şapkanı önüne koyar utanırdın. Çok yazık...

657 sayılı Kanun’a tabi sosyolog kadrosunda görev yapan personelin daha önce sınıf öğretmeni, felsefe grubu öğretmenliği ile öğretmenlik meslek bilgisi dersleri öğretmeni olarak geçen hizmet süresi kazanılmış hak aylığında değerlendirilir mi?

Cevap

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36/C maddesinin birinci fıkrasında; “Teknik hizmetler sınıfına girenlerden memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt dışında mesleklerini serbest olarak veya resmi veya özel müesseselerde ifa edenlerle memuriyetten ayrıldıktan sonra bu işlerde çalışarak yeniden memuriyete girmek isteyenlerin teknik hizmetlerde geçen süresinden bu kanun ve bu kanunun 87’nci maddesinde sözü edilen kurumlarda geçen sürenin tamamı ve geri kalan sürenin 3/4 ü toplamı memuriyette geçmiş sayılarak bu süreler her yılı bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir.” hükmü yer almaktadır. Mezkûr hüküm ile teknik hizmetler sınıfına girenlerden memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt dışında mesleklerini serbest olarak veya resmi veya özel müesseselerde ifa edenlerin bu sürelerinin 3/4’ü toplamı memuriyette geçmiş sayılarak bu sürelerin her yılı bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilmesi imkanı getirilmiştir. Bu şekilde intibak yapılabilmesi için ilgililerin teknik hizmetler sınıfında bulunmaları, kurumlarına müracaat etmeleri ve sosyal güvenlik kurumlarından alacakları belge ile durumlarını kanıtlamaları gerekmektedir. Diğer taraftan, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 28’inci maddesinde; “İşten ayrılan işçiye, işveren tarafından işinin çeşidinin ne olduğunu ve süresini gösteren bir belge verilir. Belgenin vaktinde verilmemesinden veya belgede doğru olmayan bilgiler bulunmasından zarar gören işçi veyahut işçiyi işine alan yeni işveren eski işverenden tazminat isteyebilir. Bu belgeler her türlü resim ve harçtan muaftır.” hükmü yer almaktadır. Ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 1/11/2012 tarihinde yayınladığı “Aylık Prim ve Hizmet Belgesine Meslek Kodlarının Eklenmesi Hakkında Duyuru” ile e-bildirge sisteminde değişiklik yapıldığını ve aylık prim ve hizmet belgelerine meslek kodları ve meslek unvanları eklendiğini kamuoyuna duyurmuş ve uygulama başlamıştır. Uygulama bir ileri noktaya taşınarak 6278 sayılı Kanun’un 51’inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 102’nci maddesine, “Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde, sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir işyeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır.” hükmü eklenmiştir. Bakanlıkça muhtelif tarihlerde verilen görüşlerde özetle; 1- İdarelerin özel sektör hizmetlerini değerlendirirken kanıtlayıcı her türlü belgeyi isteyebileceği, 2 - İlgili personelin talebi üzerine gerek belediyeniz şirketlerinde ve gerekse özel sektörde geçen hizmetlerinin 3/4’ünün sayılabilmesi için bu hizmetin sosyal güvenlik kurumundan alınacak belge ile belgelendirilmesi gerektiği, 3- Meslek kodu uygulamasının başladığı tarihten öncesine ilişkin varsa hizmetlerinin sosyal güvenlik kurumundan alınacak prim ödeme belgeleri ile birlikte işverenden alınacak belgenin de talep edilmesinin gerektiği, 4- İlgili mevzuatına göre odalara veya meslek örgütlerine kayıt yaptırması gerekenlerin bu kayıtları olmadığı sürece mesleklerini kanunun öngördüğü şekilde ifa etmiş sayılamayacağı, 5- İhale mevzuatına tabi olarak istihdam edilen ve ihale dokümanlarında “büro personeli / büro personeli vb.” olarak istihdamı öngörülenlerin farklı işlerde çalıştırılsa bile “büro görevlisi / büro personeli vb.” olarak düşünülmesi gerektiği, belirtilmiştir. Öte yandan, 80 sayılı Eğitim Kurumlarına Öğretmen Olarak Atanacakların Atamalarına Esas Olan Alanlar ile Mezun Oldukları Yükseköğretim Programları ve Aylık Karşılığı Okutacakları Derslere İlişkin Esaslar›a göre sınıf öğretmenliğine; yükseköğretim kurumlarının Sınıf Öğretmenliği ile Üstün Zekâlılar Öğretmenliği programlarından mezun olanlar atanabilmektedir. Diğer yandan, sınıf öğretmeninin, ilkokula başlayan öğrencilere okuma ve yazma ile temel matematik, sosyal bilgiler, fen bilgisi ve el becerisi gibi eğitimleri veren kişi, öğretmenlik meslek bilgisi dersleri öğretmeninin, çalıştığı eğitim kurumunda; öğrencilere eğitim ve öğretim teknikleri ile ilgili eğitim veren kişi, felsefe grubu öğretmeninin ise, öğrencilere, felsefe, psikoloji, sosyoloji ve mantık disiplinleri ile ilgili eğitim veren kişilere verilen mesleki bir unvan olduğu bilinmektedir. Sonuç olarak adı geçen personelin felsefe grubu öğretmeni olarak sosyoloji dersleri vermiş olması halinde burada geçen hizmet sürelerinin kazanılmış hak aylığında değerlendirilebilecektir. Ayrıca, sınıf öğretmeni ile öğretmenlik meslek bilgisi dersleri öğretmeni olarak geçen hizmetlerinin ise dikkate alınması mümkün değildir.

Sail

Neden hakim-savcıyı alakasız gruplarla kıyaslıyorsunuz? Bu fasit bir kıyas değil mi? Buna karşı verilecek cevap da ister istemez alt gelir grubu çalışanları rencide edecektir. Elbette herkesin refah içinde yaşaması istenir, ama bunu farklı gruplarla kıyaslamak o mesleği icra edenlere değil o mesleğe ve dolayısıyla bu memlekete zarar verir, milletin önünde kalem oynatmanin bir sorumluluğu-izzeti yok mu?

Cevap

Yazılarımda dikkatli bir dil kullandığımı ve popülist bir yaklaşım izlemediğimi düşünüyorum. Yazılarımı detaylı bir şekilde incelediğinizde bu durumu göreceğinizi düşünüyorum. Yazılarımda belirttiğiniz bir kıyas yapmadım. Hakim ve savcıların dikkat etmesi kurallardan sıklıkla bahsettiğim görülecektir. Her türlü eleştiriye açık olduğumu belirtmek isterim. Uyarınız ve kullandığınız nezih üsluptan dolayı da ayrıca teşekkür ederim.

Veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak çalışmakta olan personelin görevde yükselmeye tabi kadrolar arasında yer alan ayniyat saymanı kadrosuna naklen atanması mümkün müdür?

Cevap

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesi” başlıklı 76’ncı maddesinde; “Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68’inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler. Memurlar istekleri ile, kurumlarında kazanılmış hak derecelerinin en çok üç derece altında aynı veya başka yerlerdeki kadrolara atanabilirler. Aşağı dereceye atananların 68 inci maddede yazılı süre kaydı aranmaksızın eski derecelerine tekrar atanmaları mümkündür. Kazanılmış hak derecelerinden aşağı derecelere atananların aylık derece ve kademeleri genel hükümlere göre tespit edilmekle beraber, atandıkları bu derecelerde geçirdikleri süreler (kesenek ve karşılık farklarının kendileri tarafından her ay T.C. Emekli Sandığı’na gönderilmesini kabul etmeleri şartıyla) emeklilik yönünden eski derecelerinde değerlendirilir.” hükmü yer almaktadır. Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5’inci maddesinin birinci fıkrasında görevde yükselmeye tabi kadrolar hizmet gruplarına ayrılarak belirlenmiştir. Bu itibarla, veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosunda bulunan personelin ayniyat saymanı kadrosuna atanabilmek için gerekli öğrenim süresi ile alt hizmet süresi ve görevde yükselme sınavında başarılı olma şartlarının sağlanması durumunda ayniyat saymanı kadrosuna atanabilecektir.

Enver Tanır

Şahşi kanaatimce hakim savcı güçlü olmalıdır lojmanları doğru düzgün yok korumaları yok katiple arasında ( ben katibim bu arada ) 20-30 bin fark var izne biz 30 gün çıkıyoruz benim savcıya 20 günden fazla izin verilmiyor karşısına adamın toz taciri kazıcı çıkıyor üst perdeden tehdit ediyor adam yeni ikinci bir el clio aldı bu adamlardan nasıl düzgün yargılama bekleyecez özellikle İstanbul gibi yerlerde yaşamaları zaten mümkün değil daltonu şuyu buyu bu adamlar bir araba alamıyor ben ek çifçilik yapıyorum herşeyimi alıyorum bu adamlar bu işi yapsa laf söz olur bir cafede kahvede bile oturamıyorlar laf söz oluyor diye tarafsızlık bilmem ne diye bu insanlara destek olmak lazım haksız mıyım

Cevap

Birçok yazımda hakimlik ve savcılık görevlerinin sıradan görevler olmadığını belirtmiştim. Bunlar diğer kamu görevlileri gibi her istediğini yapamazlar. Hakim ve Savcılar için TÜRK YARGI ETİĞİ BİLDİRGESİ REHBERİ'nde çok detay bilgi ve örneklere yer verilmiştir. Ayrıca bunların eş ve çocuklarının da bazı kısıtlamalara tabi olduğunu da (hukuken değil sosyal olarak) belirtmiştim. Elbette bu kapsamda hareket eden hakim ve savcılar olduğu gibi avukatların bürolarından çıkmayan hakim ve savcılarda bulunmaktadır. Hatta eşi veya çocukları avukat olan hakim ve savcılar da bulunmaktadır. Hakim ve savcıların eş ve çocuklarının avukat olmasında işlerine yansımadığı sürece bir nakısa değildir. Nitekim basına yansıyan bilgiler bu dediklerimizi doğrulamaktadır. Özetle hakim ve savcılık oldukça zor görevlerdir. En küçük bir toz zerresi dahi sıkıntı olabilmektedir. Sonuç olarak hukuki ve sosyal kurallara harfiyyen uyan hakim ve savcılarımız az değildir. Hepsine selam olsun.

AUDITOR

taşrada uzman olup sayıştay denetçi yard. yeni mesleğe başlayan birisi ankaranın maliyetli hayatında ekonomik olarak sıkıntıya düşer mi ? net maaş konusunda çok farklı söylem var karşılaştırma yapılamıyor bu yüzden maalesef

Cevap

Soru oldukça ilginç. Sayıştay Denetçi Yardımcılığı elbette taşra uzmanlığı ile kıyas yapılamaz. Kesinlikle Sayıştay Denetçi Yardımcılığına geçmenizi öneririm. Bunlar hakim statüsündedir ve yaklaşık olarak 90 bin TL civarında maaş almaktadırlar. Sayıştay Denetçisi olduktan sonra maaşlar artmaktadır.

2026 Mart ayında davayı kazandık ama ilerleyen süreçte mahkeme kararına rağmen eşim tekrar Gölbaşı ilçesinde norm fazlası olarak belirlendi, biz bu husus için hem mahkeme kararını hem de dilekçemizi idareye sunduk ancak dün itibariyle tekrar resen atamaya tabi tutulacağını öğrendik. Açılan sistemde atanabileceği tek okul geçen yıl resen atandığı ve mahkemenin atamasını iptal ettiği aynı ortaokul görünüyor. Ne yapabiliriz?

Cevap

Ben Hazine ve Maliye Bakanlığında Hazine ve Maliye Uzmanı olarak görev yapıyorum, eşim ise Ankara Gölbaşı ilçesinde MEB’e bağlı rehber öğretmen olarak görev yapıyor. 2025 Eylül ayında Gölbaşı ilçesinden Haymana İlçesinde bulunan bir ortaokula Resen atandı biz bu atama için dava açtık ve önce yürütme durdurma kararı aldık sonrasında ise 2026 Mart ayında davayı kazandık ve mahkeme görev yapabileceğim başka bir görev yeri bulunmaması sebebiyle eşim için norm kadro şartı aranmaması gerektiğine karar vererek söz konusu atamayı iptal etti. İlerleyen süreçte mahkeme kararına rağmen eşim tekrar Gölbaşı ilçesinde norm fazlası olarak belirlendi, biz bu husus için hem mahkeme kararını hem de dilekçemizi idareye sunduk ancak dün itibariyle tekrar resen atamaya tabi tutulacağını öğrendik. Açılan sistemde atanabileceği tek okul geçen yıl resen atandığı ve mahkemenin atamasını iptal ettiği aynı ortaokul görünüyor. Dolayısıyla mahkeme kararının bir işlevi kalmamış ve idare mahkeme kararına rağmen aynı işlemi tekrarlamış ve suç işlemiş oluyor. Bu durumda tekrar dava yolu, mahkeme süreci ve sonucunda kamu zararı ortaya çıkacak biz mağdur olmuş olacağız. Bu konuda bize verebileceğiniz bir destek veya yardımcı olabileceğiniz bir husus varsa çok sevinirim. Evet ortada bir mahkeme kararı olduğu açık. Şayet başka bir yer olsa da idare bunu yerine getirmemiş olsa buna diyecek çok fazla şey olurdu. Sonuç olarak ortada fiili bir imkansızlık olduğu görülüyor. Anlaşıldığı kadarıyla İdarenin elinde çok fazla bir seçenek bulunmuyor.

657 sayılı Kanuna tabi olarak 3. dereceli veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosunda görev yapan personel, münhal (boş) bulunan 1. dereceli ayniyat saymanı kadrosuna vekâleten atanabilir mi?

Cevap

Konuyla ilgili olarak Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü'nün vermiş olduğu görüşe aşağıda yer verilmiştir: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68/B maddesinde, “Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir. Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin; a) 1 inci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl, b) 1 inci ve 2 nci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300’den az olanlar için en az 10 yıl, c) 3 üncü ve 4 üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl, hizmetinin bulunması ve yükseköğrenim görmüş olması şarttır. Dört yıldan az süreli yükseköğrenim görenler için bu sürelere iki yıl ilave edilir. Bu sürelerin hesabında; 8/6/1984 tarihli ve 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi kapsamına dâhil kurumlarda fiilen çalışılan süreler ile Yasama Organı Üyeliğinde, belediye başkanlığında, belediye ve il genel meclisi üyeliğinde, kanunlarla kurulan fonlarda, muvazzaf askerlikte, okul devresi dâhil yedek astsubaylık ve yedek subaylıkta ve uluslararası kuruluşlarda geçen sürelerin tamamı ile yükseköğrenim gördükten sonra özel kurumlarda veya serbest olarak çalıştıkları sürenin; Başbakanlık ve bakanlıkların bağlı ve ilgili kuruluşlarının müsteşar ve müsteşar yardımcıları ile en üst yönetici konumundaki genel müdür ve başkan kadrolarına atanacaklar için tamamı, diğer kadrolara atanacaklar için altı yılı geçmemek üzere dörtte üçü dikkate alınır. Bu bent hükümlerine göre atananlar atandıkları kadronun aylık (Ek gösterge dahil) ve diğer haklarından yararlanırlar. Bu suretle üst dereceye atananların bu kadrolarda geçirdikleri her yıl kademe ilerlemesi ve her "3" yıl derece yükselmesi sayılmak suretiyle kazanılmış hak ve emeklilik keseneğine esas aylık derecelerinin yükselmesinde gözönüne alınır. Ancak atandıkları kadro aylıkları, başka görevlere atanma halinde kazanılmış hak sayılmaz. ...” hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan, 17.5.2024 tarihli ve 32549 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2024/7 sayılı Tasarruf Tedbirleri ile ilgili Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde, “Kamu kaynaklarının maksadına azami tasarruf prensiplerine riayet edilerek kullanılması her kamu kurumu ve görevlisi için bir görev ve aynı zamanda bir mecburiyet” olduğu vurgulanmış, “il özel idareleri, belediyeler ve bu idarelere bağlı kuruluşları ile kurdukları birlik, birlik, müessese ve işletmelerin” kapsama dahil olduğu belirtilmiştir. 2021/14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde de aynı hükme yer verilmiştir. Öte yandan, 2.7.2020 tarihli ve 31173 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin “Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar” başlıklı 5 inci maddesinde, “… a) Yönetim hizmetleri grubu; 1) Müdür, şube müdürü, 2) Koruma ve güvenlik görevlisi amiri, şef, koruma ve güvenlik şefi, bando şefi. …” hükmü yer almaktadır. Mezkûr Genelgeler uyarınca, 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendi kapsamında yapılacak atamalar yalnızca yönetici kadrolarıyla sınırlı tutulmuş olup, yönetici kadroları dışındaki kadrolara bu bent kapsamında atama yapılması mümkün bulunmamaktadır. Bununla birlikte, ayniyat saymanı ünvanı da yönetim hizmetleri grubu kapsamında yer almadığından, söz konusu kadroya 68/B kapsamında atama yapılması mümkün değildir. Bununla birlikte, ilgi yazıda, 3. dereceli veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosunda bulunan personelin toplam hizmet süresine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir. İlgilinin hizmet süresi itibarıyla kazanılmış hak aylık derecesinin 1. derece olması hâlinde, 1. dereceli ayniyat saymanı kadrosuna vekâlet etmesinin mümkün olabileceği; ancak kazanılmış hak aylık derecesinin 3. derece olması hâlinde, 1. dereceli ayniyat saymanı kadrosuna vekâleten atanmasının mümkün değildir.

Ahmet bey yeni hakim 120.000 maaş alıyor. İzmir de ve lojmanda değil. Bu maaş ile geçinebilir mi?

Cevap

Hakimler dahil bütün kamu görevlilerinin enflasyon karşısında sıkıntıda olduğu malumdur. Lojman imkanları açısından en avantajlı kamu görevlisi askeri personellerle hakim ve savcılardır. Belirttiğiniz rakamın daha azı ile geçinmek zorunda olan kamu personeli olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Diğer kamu görevlileri ile karşılaştırarak karar vermenizi öneririm.

Ahmet bey merhabalar. Kamunun hafızası konumunda olan Şube Müdürleri ile ilgili bir çalışma var mı? Malum Milli eğitimdeki şube müdürlerine ek ilave yapıldı. Diğer şube müdürleri bundan mahrum kaldı

Cevap

Bildiğim kadarıyla Milli Eğitim Bakanlığı dışındaki kurumlarda görev yapan şube müdürleri için bir düzenleme yok. Şube müdürlerinin kurumlardaki fonksiyonu tartışmasızdır. 3600 ek gösterge düzenlemesi ile emeklilik açısından rahatladıklarını söyleyebiliriz. Ayrıca Eğitim-Bir-Sen Resmi Gazete’de 11 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan Ek Özel Hizmet Tazminatı Düzenlemesinin ayrımcılık içeren hükümlerinin iptali istemiyle Danıştay’da dava açmış durumda. Dava dilekçesini görmediğim için detaylı bir açıklama yapmam sağlıklı olmaz. Ancak yaptıkları açıklamaya göre; 1- Düzenleme ile eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfına ait kadrolarda bulunmuş olanlardan Milli Eğitim Bakanlığında il milli eğitim müdür yardımcısı, ilçe milli eğitim müdürü, şube müdürü kadrolarında görev yapanlara ek özel hizmet tazminatı ödemesi sağlanırken GİHS ve diğer hizmet sınıflarından ilgili kadrolara atananların kapsam dışında bırakıldığı, 2- Aynı kadro ve unvanla aynı görevi yürüten, kamu görevlileri arasında hukuki, fiili ve idari gerekçesi olmayan bir ayrıma gidilmesi, 3- Eğitim çalışanı şube müdürleri arasındaki ayrımcılığın yanı sıra üniversite şube müdürlerinin de düzenleme kapsamı dışında bırakılması, nedenleriyle dava açıldığı anlaşılıyor.

Hocam merhabalar, hakim ve savcılara Ekim’de gelecek yargı paketiyle zam geleceği konuşuluyor. Kariyer meslekleri için sesi çıkan sayılı insanlardansınız. Doğru mu bu mesele ? Doğruysa bize ne zaman sıra gelecek acaba ? Cevaplarsanız sevinirim. Sıhhatli günler diliyorum

Cevap

Hakim ve savcıların diğer meslek gruplarına göre maaşları oldukça yüksek. Bu nedenle bu meslek grubuna yeniden ilave bir zam geleceğine ihtimal vermiyorum. Elbette Meclisin yerine geçecek durumda değiliz ama eldeki veriler böyle düşünmemi gerektiriyor.

Devamı+++++

Peki bilin bakalım hastane müdürleri teknik personel mi hayır tabiki ebe hemşire sağlık memuru vs ama hastane müdürlerini yani teknik müdürlük kadrosunu dahi teknik personele reva görmüyorlar hastanede makine Elektrk endüstri inşaat biyomedikal vs bir sürü mühendis çalışıyor ama teknik müdürlük kimlere yine sağlıkçılara. Düşünün teknik müdürlük kadrosu olmayan diğer tüm hastanelerde de müdür yardımcılıklarından dahi teknik personel olan yok sonra hastanenin asansörler iklimlendürmeler jeneratör vs aklınıza gelecek tüm hizmet alımları ihaleler bakımlar vs bu Teknşk olmayan müdürlerin koordinasyonunda ilerliyor normal mi? Ez cümle kamu mühendisleri sadece özlük hakkı olarak maaş olarak değil bu anlamda da mağdurlar sağlık alanında. Okuduğunuz için teşekkür edim bizlere verdiğiniz destekler içinde minnettarız varolun

Cevap

Sağlık Bakanlığının bu tür sıkıntıları dikkate alarak çözüm için adım atacağını temenni ediyorum.

Sözleşmeli Sağlık Maaşları

Son gönderinizde ki maaşlara dair rakamlar doğruya yakın ancak önemli bir husus belirteyim. Sağlık alanında çalışan kamu mühendisleri için durum sadece mali olarak hezayandan ibaret değil. Düşünün il sağlık müdürünün 5-6 başkanlığı var birisi de destek hizmetleri başkanlığı mesala ilimizde başkan sağlık memuru başkan yardımcısı sağlık yüksekokul mezunu işletme yüksek lisansı yapmış birim sorumlusu yani şube müdürü de sağlık memuru peki o yatırımlar müdürlüğünün 30 personeli bilin bakalım hangi meslek hepsi mühendis tekniker yüksek mühendis düşünün ihaleyi projeyi maliyeti kontrollüğü kabulleri işletmeyi yapan mühendisin hiyerarşik amirlerinden bir tane bile teknik personel yok bununla da kalmıyor müdürlükte ki uzmanlık kadrolarından bir tanesi dahi teknik personele verilmiyor ebe hemşire sağlık memuru ama o uzmanlar ihale birminde sözleşme birminde iş yapıyorlar ne acı değil mi ? Son olarak da hastanelerden yatak kapasitesi büyük olanlarda teknik müdürlük kadroları oluyor pekii+++++

Cevap

Beyanlarınızı ihtiyatla karşılamak durumundayım. Çünkü belirttiğiniz hususların doğruluğu yönetim açısından vahim bir durum oluşturur. Muhtemelen Bakanlık bu konuda bir açıklama yapacaktır.

Ahmet Bey memur sorunları ile yakından ilgileniyorsunuz. Gazetenin köşe yazılarınızda Memur sorunlarını gündeme getiriyorsunuz. Herşeyden önce teşekkür ederim. Sorum ise, 2013 de Çözüm süreci kapsamında Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 2006 yılına atıf yapılarak Memur Sicil Affı getirilmişti. Güncel Terörsüz Türkiye Kapsamında benzer bir düzenleme yapılabilir mi? İyi çalışmalar dilerim.

Cevap

Basında da zaman zaman sicil affı ifadesi kullanılmaktadır ki bu ifade yanlıştır. Bunun adı disiplin affıdır. Son disiplin affı 2006 yılında 5525 sayılı Kanun’la yürürlüğe girmişti. Bu tarihten sonra disiplin affı olmadı. Daha önce çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından disiplin affıyla ilgili olarak şu ifadeler kullanılmıştı: “Sadece mali haklar değil, sosyal haklara ilişkin çok sayıda teklif maddesi bulunmaktadır. Bugün müzakerelerle geldiğimiz nokta üzerinde uzlaşacağımız çok sayıda maddemiz bulunduğunu göstermektedir. Birinci dereceye ulaşan tüm kamu görevlilere 3600 ek gösterge için yetkili konfederasyonla birlikte çalışma yapacağız. Belirli şartlarda disiplin affı çalışması yapacağız. Görevde yükselme sınavlarının belli süre ve düzenli aralıklarla yapılması için çalışmaları sürdüreceğiz. Hac izni verilmesi konusu, TOKİ konutlarında evi olmayanlara öncelik verilmesi konusunda paydaşlarımızla yakın istişare içinde bulunacağız.” Temennimiz memurlar için disiplin affının biran önce hayata geçirilmesidir.

uzman

İyi günler dilerim Ahmet Bey, Kariyer mesleklerin yaşadığı maaş sıkıntılarını sizden başka bu kadar dile getiren kişi yok sanırım. İlginize çok teşekkür ederim. Gelinen aşamada yeni bir düzenleme yapılacak mı sizce? Big öngörünüz var mı?

Cevap

Uzun süredir kariyer meslek mensuplarının yıllar itibarıyla geriye giden mali haklarının düzeltilmesi gerektiğini yazıyorum. Bu konuda görüş birliği bulunuyor. Ancak bazı sendikaların olumsuz yaklaşımı nedeniyle sonuç alınamamaktadır. Ancak zamanlamasını bilemesek de bu konuda düzenleme yapılacağını düşünüyorum.

Zabıta memuru unvanlı kadroda 27/03/2014 tarihi itibarıyla göreve başlayan önlisans mezunu personelin, daha önce 30/09/2010-31/12/2012 tarihleri arasında uzman erbaş olarak görev yaptığından bahisle zabıta müdürü kadrosuna sınavsız atanabilir mi? Ayrıca, uzman erbaşlıkta geçen süreler torba kadro için atanmada dikkate alınır mı?

Cevap

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68’inci maddesinin (B) bendinde, “Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4’üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabileceği belirtilerek atanma için gerekli hizmet süreleri belirlenmiştir. Ayrıca, Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik ekinde yer alan, Ek-4: Belediye ve Bağlı Kuruluşları İle Mahalli İdare Birlikleri Kadro Kütüklerinin (I) sayılı Memur Kadro Kütüğü’nde zabıta müdürü kadrosunun en alt ve üst derece aralıkları 1-4 üncü derece olarak belirlenmiş olup 657 sayılı Kanun’un 68’inci maddesinin (B) fıkrasında yer alan 1 ve 4’üncü derece aralığındaki kadrolara atanabilme şartlarını taşıması halinde atama işleminin gerçekleştirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Diğer yandan, 11/4/2007 tarihli ve 26490 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Belediye Zabıta Yönetmeliği’nin “Görevde yükselme şartları” başlıklı 17’nci maddesinde, “Bu yönetmeliğin 6’ncı maddesinde sayılan unvanlardan zabıta daire başkanı ve zabıta müdürü dışındaki kadrolara yapılacak atamalarda aşağıdaki şartlar aranır: ....” hükmü yer almaktadır. Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik’in “Kadro kütükleri” başlıklı 15’inci maddesinde ise, “Bu yönetmeliğin yürürlük tarihinden itibaren mahalli idarelerdeki memur kadroları, yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-4 Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Kadro Kütüklerinden (I) sayılı Belediye ve Belediye Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Memur Kadro Kütüğü’nde belirtilen unvan kodu, kadro unvanı, sınıflar ile belirlenen en alt ve üst derecelere uygun olarak kullanılır. İptal, ihdas ve kadro değişikliklerinde bu kütükler esas alınır. Sürekli işçi kadrolarının iptal, ihdas ve değişikliklerinde yönetmeliğin ekinde yer alan Ek4 Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Kadro Kütüğünden (II) Sayılı Belediye ve Belediye Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri İşçi Kadro Kütüğü esas alınır.” hükmü yer almaktadır. Mezkûr yönetmelik eki Ek-4 Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Kadro Kütüklerinden (I) sayılı Belediye ve Belediye Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Memur Kadro Kütüğü’nde zabıta müdürü kadrolarının derece aralığı 1-4 olarak belirlenmiştir. Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; 1- Askeri kurum ve kuruluşların genel bütçeye dahil daireler olarak 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yer aldıkları dikkate alındığında, belediye başkanlığınızda devlet memuru olarak görev yapan personelden 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu kapsamında daha önce hizmetleri bulunanların, söz konusu kanunlar kapsamında geçen hizmet sürelerinin 657 sayılı Kanun’un 68/B maddesi kapsamında yapılacak olan hizmet süresi hesaplamasında dikkate alınması gerekmektedir. 2- Zabıta memuru kadrosunda görev yapan personelin 10 yıl hizmetinin bulunması ve önlisans eğitim şartını sağlaması halinde 3 veya 4’üncü, lisans eğitim şartını sağlaması halinde ise 1, 2, 3 veya 4’üncü dereceli zabıta müdürü kadrosuna atanması mümkündür.

Ekonomist kadrosunda bulunan personelin münhal bulunan istatistikçi kadrosuna sınavsız genel hükümlere göre naklen geçmesi mümkün müdür?

Cevap

Normal şartlar altında bu kadar basit bir sorunun personel birimince sorulmaması gerekmektedir. Daha önceki yazılarımızda izah ettiğimiz üzere belediyelerin personel birimlerinin ciddi bir eğitime ihtiyacı olduğu düşünülmektedir. Şimdi de gelelim sorunun cevabına. Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’e göre, ekonomist kadrosunda bulunan personelin unvan değişikliği sınavına tabi olan istatistikçi kadrosuna naklen geçişine imkan verebilecek herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığından ilgili personelin istatistikçi kadrosu için aranan şartları taşıması ve ilgili kadro için düzenlenecek unvan değişikliği sınavında başarılı olması halinde söz konusu kadroya atanması mümkündür.

5393 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesine tabi sözleşmeli tekniker olarak çalışmakta iken 7433 sayılı Kanun’la devlet memuriyetine geçirilen personelin daha önce vekil öğretmenlikte geçen hizmet süresi kazanılmış hak aylığında dikkate alınabilir mi?

Cevap

Vekil öğretmenlik ve vekil imamlıkta geçen hizmet süresinin kazanılmış hak aylığında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu konuda mülga Devlet Personel Başkanlığı’nın 17.10.2003 tarihli görüşü de aynı yöndedir. Ancak bu süreler hem yıllık izin sürelerinde hem de 657 sayılı Kanun’un torba kadro ataması olarak bilinen 68/B kapsamında yapılacak atamalarda dikkate alınmaktadır. Görüleceği üzere, bu kadar açık konularda kamu kurumlarına görüş sorulması personel birimlerinin ciddi bir eğitime ihtiyacının olduğunu göstermektedir.

2 yıldan fazla daire başkanı kadrosunda olup daha sonra uzman kadrosuna atanan personel görev ve makam tazminatından yararlanabilir mi?

Cevap

657 sayılı Kanun’un 43 ve ek 26’ncı maddesinde ek göstergeden ve makam tazminatından hangi hallerde yararlanılabileceği belirtilmiştir. Ayrıca, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1/C maddesinde; (A) bendi kapsamına giren ve temsil tazminatı almayan personelin hangi hallerde görev tazminatı alabileceği açıklanmıştır. Bu çerçevede 6 aydan fazla daire başkanı olarak görev yapmakta olan personelin 1. derece uzman kadrosuna atamasının yapılması durumunda makam ve görev tazminatından yararlandırılması mümkündür.

Mali hizmetler uzmanı kadrosunda görev yapanlar müdür kadrolarına sınavsız olarak naklen atanabilirler mi?

Cevap

657 sayılı Kanun’un 76’ncı maddesinde memurların kamu kurumları arasında naklen atama esas ve usulleri belirlenmiştir. Ayrıca, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik’in “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde görevde yükselme kapsamında olmayan atamalara yer verilmiş olup bu çerçevede kanunlar, tüzükler veya yönetmelikler çerçevesinde yardımcılık ya da stajyerlik dönemi sonunda öngörülen yeterlilik sınavı ve/veya tez aşamalarında başarılı olduktan sonra atanabilecek görevlere yapılacak atamalarda bu yönetmelik hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Diğer yandan, Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’te de görevde yükselme suretiyle yapılacak atamaların detaylarına yer verilmiştir. Buna göre yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde belediyede veya başka kurumlarda mali hizmetler uzmanı olarak çalışmakta olan veya başka kariyer mesleklerde bulunan (657/36-A-11) personelin Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik kapsamında yer almaması nedeniyle mevzuatla aranan öğrenim şartını taşıması kaydıyla boş bulunan müdür unvanlı kadrolara sınavsız olarak genel hükümlere göre naklen atanması mümkündür.

Ortaokul veya lise mezunları en fazla kaçıncı dereceye kadar yükselebilir?

Cevap

Ortaokul ve lise mezunlarından bazı unvanlarda en fazla hangi derece ve kademeye yükselebileceklerine aşağıda yer verilmiştir. 1- Lise mezunu olup tahsildar ve memur kadrosunda görev yapan personelin durumu Kadro cetvellerinde bu kadroların üst derecesi 5 olarak belirlenmiştir. Lise mezunu olarak bu kadrolara atanan personelin halen bulunduğu kadro derecesi hiçbir şekilde 5’inci dereceyi geçemeyecek, hizmet yılı dikkate alınarak kazanılmış hak aylık derecesi 3’üncü derecenin son kademesine yükseltilecek olup 657 sayılı Kanunun 37’nci maddesinde sayılan şartların gerçekleşmesi halinde ise kazanılmış hak aylık derecesi 2’nci dereceye yükseltilebilecektir. 2- Ortaokul mezunu olup zabıta memuru kadrosunda görev yapan personelin durumu Kadro cetvellerinde bu kadroların üst derecesi 3 olarak belirlenmiştir. Personelin kazanılmış hak aylık derecesi istisnalar hariç olmak üzere 5’inci derecenin son kademesidir. 657 sayılı Kanun’un 37’nci maddedeki şartların varlığı halinde 4’üncü dereceye yükselebilecek olup kanunla verilen bir dereceden yararlanması halinde kazanılmış hak aylık derecesi 3’üncü dereceye yükseltilecektir. 3’üncü derecede münhal zabıta memuru kadrosunun varlığı halinde de bu kadroya atanabilecektir.

Jandarma Genel Komutanlığı emrinde astsubay olarak çalışmakta olan personelin kendi isteği ile istifa ederek memur kadrosuna geçenler bekleme süresine tabi olurlar mı ve başlangıç derece ve kademeleri nasıl belirlenir?

Cevap

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde, “... VIII - JANDARMA HİZMETLERİ SINIFI Bu sınıf Jandarma Genel Komutanlığı kadrolarında bulunan subay, astsubay, uzman jandarma ile çarşı ve mahalle bekçilerini kapsar. ...” hükmü, 92 nci maddesinde, “... 657 sayılı Kanuna tabi olmayan personelden kendi istekleri ile görevinden çekilmiş olanlar, boş kadro bulunmak ve gireceği sınıfın niteliklerini taşımak kaydı ile bu Kanuna tabi kurumlardaki memuriyetlere atanabilirler. ...” hükmü, 97 nci maddesinde de bekleme süreleri belirlenmiştir. Ayrıca 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunda da birçok düzenlemeye yer verilmiştir. Bu itibarla; 1- Jandarma Genel Komutanlığı emrinde astsubay olarak çalışmakta iken kendi isteği ile istifa eden ilgilinin bekleme süresine tabi olarak 657 sayılı Kanunun 92’nci maddesi çerçevesinde atanabilecektir. 2- İlgili personelin ayrıldıkları derece ve kademeden göreve başlatılmaları esas olduğundan görev yaptığı kurumdan aldığı hizmet cetvelinde toplam hizmet süresinin gösterildiği ve işlemin bu belgeye göre yapılması gerekmektedir.

Açık öğretim lisesi mezunlarının başlangıç derece ve kademeleri nasıl belirlenmektedir?

Cevap

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49 uncu maddesine göre teknisyen unvanı ile sözleşmeli personel olarak çalışmakta olan ve mesleki açık öğretim lisesine kayıt yaptırarak teknik bölümün 2 yıl süreli (Elektrik-Elektronik Teknolojisi) fark derslerini vererek 2016 yılında mezun olduğunu belirttiğiniz personelin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36/A “Ortak Hükümler” başlıklı öğrenim durumlarına göre giriş ve yükselebilecek derece ve kademeleri farklı mıdır? 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun geçici 48 inci maddesinde sözleşmeli personelin memur kadrosuna atanmasına ilişkin süreç belirlenmiştir. Bu madde hükümlerine göre memur kadrolarına atananların, ilgili mevzuat hükümlerine göre sözleşmeli personel olarak geçirdikleri hizmet süreleri öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilmesi gerekmektedir. 657 sayılı Kanunun 36/A “Ortak Hükümler” başlıklı maddesinde sınıfların öğrenim durumlarına göre giriş ve yükselebilecek derece ve kademeler; Liseyi bitirenler 13/3, lise dengi mesleki veya teknik öğrenimi bitirenler 12/2, 2 lise veya dengi okullar üstü 1 yıllık mesleki veya teknik öğrenimi bitirenler 11/1, lise veya dengi okullar üstü 2 yıl veya ortaokul üstü en az 5 yıllık mesleki veya teknik öğrenimi bitirenler 10/1 olarak belirtilmiştir. Buna göre teknisyen kadrosunda görev yapan personelin açıktan fark derslerini vererek mesleki açık öğretim lisesinden mezun olması halinde ilgili kişinin 657 sayılı Kanunun 36/A hükmü gereği 12/2 derece ve kademeden başlatılması gerekmektedir.

Teknik hizmetler sınıfında ekonomist kadrosunda çalışmakta olan personelin istatistik bölümü mezunu olması halinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36/A/4 maddesi kapsamında ilave bir dereceden faydalanması mümkün müdür?

Cevap

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36 maddesinin “II Teknik Hizmetler Sınıfı” başlıklı bölümünde, “Bu Kanunun kapsamına giren kurumlarda meslekleriyle ilgili görevleri fiilen ifa eden ve meri hükümlere göre yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar, mimar, jeolog, hidrojeolog, hidrolog, jeofizikçi, fizikçi, kimyager, matematikçi, istatistikçi, yöneylemci (Hareket araştırmacısı), matematiksel iktisatcı, ekonomici …… Teknik Hizmetler sınıfını teşkil eder.” hükmü bulunmaktadır. Ayrıca, 657 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin A/4 fıkrasında, “Teknik hizmetler sınıfında görev almak şartiyle jeolog, jeofizikçi, hidrojeolog, hidrolog, jeomorflog, kimyager, fizikçi, matematikçi, istatistikçi, yöneylemci (harekat araştırmacısı), matematiksel iktisatçı (Ekonometrici), …… anabilim dallarından mezun olanlar öğrenimlerine göre tespit edilen giriş derece ve kademelerine bir derece” eklenmek suretiyle bulunacak derece ve kademelerden hizmete alınacağı belirtilmektedir. Buna göre personelin, 657 sayılı Kanunun 36/A/4 maddesinin ilgili hükmü gereği teknik hizmetler sınıfında görev alması ve istatistik bölümü mezunu olarak istatistikçi unvanını ihraz etmesinden dolayı ilave bir dereceden faydalanması gerekmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi görev yapan personelin kendi muayene ve kontrolleri için günü birlik hastane gidiş gelişleri yıllık izinlerinden düşülebilir mi?

Cevap

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Yıllık İzin” başlıklı 102 nci maddesinde; “Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.” hükmü ile “Yıllık İzinlerin Kullanılışı” başlıklı 103 üncü maddesinde, “Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer. Öğretmenler yaz tatili ile dinlenme tatillerinde izinli sayılırlar. Bunlara, hastalık ve diğer mazeret izinleri dışında, ayrıca yıllık izin verilmez. Hizmetleri sırasında radyoaktif ışınlarla çalışan personele, her yıl yıllık izinlerine ilaveten bir aylık sağlık izni verilir.” hükümlerine yer verilmiş olup yıllık iznin kapsamı belirlenmiş ve bu izinlerin nasıl kullanılacağı açıklanmıştır. Diğer taraftan, mezkûr Kanunun “Mazeret İzni” başlıklı 104 üncü maddesinde mazeret izinleri hüküm altına alınmış olup (C) bendinde, “(A) ve (B) fıkralarında belirtilen hâller dışında, merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam ve yurt dışında diplomatik misyon şefi tarafından, birim amirinin muvafakati ile bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde, mazeretleri sebebiyle memurlara on gün izin verilebilir. Zaruret hâlinde öğretmenler hariç olmak üzere, aynı usûlle on gün daha mazeret izni verilebilir. Bu takdirde, ikinci kez verilen bu izin, yıllık izinden düşülür.” ifadelerine yer verilerek, birim amirlerinin muvafakati ile duruma göre atamaya yetkili amir, vali, kaymakam veya diplomatik misyon şefi tarafından memurlara on “gün” mazeret izni verilebileceği, aynı usulle ikinci kez bu iznin verilmesi halinde ise bu kısmın yıllık izinden düşüleceği ifade edilmiştir. Ayrıca, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde “Hastalık ve Refakat İzni”, 108 inci maddesinde ise “Aylıksız İzin” halleri düzenlenmiştir. Öte yandan, (mülga) Devlet Personel Başkanlığının 2/9/2014 tarihli ve 4645 sayılı görüş yazısında; “Kamu kurum ve kuruluşları memurun mesai saatleri dışında yerine getirme imkanı olmayan özel durumları için gün içerisinde birim amirinin bilgisi dahilinde belli bir saate kadar izin vermekte ve bu izin türü uygulamada “saatlik izin” olarak anılmakla birlikte, 657 sayılı Kanunda saatlik izin ifadesine yer verilmemiş ve izinler konusundaki tüm düzenlemeler “gün hesabı” üzerinden ifade edilmiştir. Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; çalışanların izin haklarının kanunla düzenleneceği hususu Anayasamızda güvence altına alınmış ve 657 sayılı Kanunda izinler konusu detaylı bir şekilde düzenlenmiş olup, kurum içi uygulamalar sonucu ortaya çıkan ve saatlik izin olarak anılan konuda ise herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığından gün içinde verilen bu tür izinlerin toplanarak her 1 güne isabet eden kısmının yıllık izinden veya mazeret izninden düşülmesinin hukuka uygun olmayacağı mütalaa edilmektedir.” denilmektedir. Bu itibarla, gün içinde çeşitli sebeplerle personele verilen saatlik izinlerin yıllık veya mazeret izinlerinden düşülmesine imkan bulunmamaktadır. Yukarıda yer vermiş olduğumuz görüşler doğrultusunda ilgili Genel Müdürlük tarafından kapsamlı bir genelge çıkarılarak kamu kurumların sorunlarına çözüm üretilmesinin faydalı olacağını düşünüyoruz. Bu vesileyle de Genel Müdürlüğün iş yükü ciddi oranda düşecektir.

TBMM’de Sözleşmeli olarak çalışılan süreler kazanılmış hak aylığında dikkate alınır mı?

Cevap

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosunda görev yapan personelin daha önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında geçen hizmet süreleri kazanılmış hak aylığı ve emeklilik hesabında dikkate alınır mı? 6253 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanununun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, “Yasama faaliyetlerinde milletvekillerine yardımcı olmak üzere kadro şartı aranmaksızın ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın her milletvekili için bir danışman, bir ikinci danışman ve ilave bir personel sözleşmeli olarak çalıştırılabilir...” hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinde, “Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından; a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, ...” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla, ilgili personelin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında 6253 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine tabi sözleşmeli personel olarak geçen hizmet süresinin kazanılmış hak aylığında sayılması mümkün değildir. Ancak TBMM’de çalışılan süreler emeklilik hesabında dikkate alınabilecektir. Ayrıca bu sürelerin tamamı torba kadro atamalarında da dikkate alınacaktır. Yine 5510 sayılı Kanuna tabi olanlar için emekli keseneğine esas derece ve kademe kavramı ortadan kalkmıştır. Çünkü 5510 sayılı Kanuna tabi olanların diğer sigortalılar gibi emeklilikte prime esas kazançları esas alınmaktadır. Diğer yandan, 5510 sayılı Kanuna tabi olan memurlar için kazanılmış hak aylık kavramı hala geçerliğini korumaktadır. Dolayısıyla kazanılmış hak aylık derece ve kademelerde dikkate alınan süreler 5434 sayılı Kanuna tabi memurlarda olduğu gibi önemli avantajlar sağlamaktadır.

Tekniker kadrosunda çalışmakta olan personelin daha önce Belediyeye ait şirketlerde temizlik görevlisi olarak geçen hizmetleri kazanılmış hak aylığında dikkate alınır mı?

Cevap

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36/C-1 maddesinde; “Teknik hizmetler sınıfına girenlerden memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt dışında mesleklerini serbest olarak veya resmi veya özel müesseselerde ifa edenlerle memuriyetten ayrıldıktan sonra bu işlerde çalışarak yeniden memuriyete girmek isteyenlerin teknik hizmetlerde geçen süresinden bu kanun ve bu kanunun 87 nci maddesinde sözü edilen kurumlarda geçen sürenin tamamı ve geri kalan sürenin 3/4 ü toplamı memuriyette geçmiş sayılarak bu süreler her yılı bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir.” hükmü bulunmaktadır. Mezkûr hüküm ile teknik hizmetler sınıfına girenlerden memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt dışında mesleklerini serbest olarak veya resmi veya özel müesseselerde ifa edenlerin bu sürelerinin 3/4’ü toplamı memuriyette geçmiş sayılarak bu sürelerin her yılı bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilmesi imkanı getirilmiştir. Bu şekilde intibak yapılabilmesi için ilgililerin teknik hizmetler sınıfında bulunmaları, kurumlarına müracaat etmeleri ve sosyal güvenlik kurumlarından alacakları belge ile durumlarını kanıtlamaları gerekmektedir. Bakanlığın muhtelif tarihlerde verdiği görüşlerde özetle; 1- İdarelerin özel sektör hizmetlerini değerlendirirken kanıtlayıcı her türlü belgeyi isteyebileceği, 2- İlgili personelin talebi üzerine özel sektörde geçen hizmetlerinin 3/4’ünün sayılabilmesi için bu hizmetin sosyal güvenlik kurumundan alınacak belge ile belgelendirilmesi gerektiği, 3- Meslek kodu uygulamasının başladığı tarihten öncesine ilişkin varsa hizmetlerinin sosyal güvenlik kurumundan alınacak prim ödeme belgeleri ile birlikte işverenden alınacak belgenin de talep edilmesinin gerektiği, 4- İlgili mevzuatına göre odalara veya meslek örgütlerine kayıt yaptırması gerekenlerin bu kayıtları olmadığı sürece mesleklerini kanunun öngördüğü şekilde ifa etmiş sayılamayacağı, 5- İhale mevzuatına tabi olarak istihdam edilen ve ihale dokümanlarında “büro personeli/ büro/görevlisi vb.” olarak istihdamı öngörülenlerin farklı işlerde çalıştırılsa bile “büro görevlisi/ büro/personeli vb.” olarak düşünülmesi gerektiği, 6- Tüm bu işlemlerin yapılırken beyanın esas alınamayacağı ve mutlaka belgelendirilmesi gerektiği, belirtilmiştir. Bu çerçevede, tekniker kadrosunda yer alan personelin daha önce Belediye şirketinde tekniker unvanı ile ilişkili bir görev olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan bir hizmeti ifa ettiğinden dolayı söz konusu hizmetlerin kazanılmış hak aylığında değerlendirilmesi mümkün değildir.

Aday memur statüsünde itfaiye eri kadrosundaki personelin muvazzaf askerlikte geçen hizmet süresinin adaylık statüsü içinde yıllık izin süresinde değerlendirilebilir mi?

Cevap

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Adaylığa kabul edilme” başlıklı 54'üncü maddesinde; “Sınavlarda başarılı olanlardan Devlet memurluğuna girmek isteyenler başarı listesindeki sıraya ve 47'nci maddeye göre ilan edilen kadro sayısı kadar, kurumlarınca memur adayı olarak atanırlar. Aday olarak atanmış Devlet memurunun adaylık süresi bir yıldan az iki yıldan çok olamaz ve bu süre içinde aday memurun başka kurumlara nakli yapılamaz.” hükmü ile “Yıllık izin” başlıklı 102'nci maddesinde, “Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.” hükmü bulunmaktadır. Öte yandan, yıllık izinlerin kullanılması hakkında Hazine ve Maliye Bakanlığınca 62, 140 ve 154 Seri No’lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğleri yayımlanmıştır. 154 Seri No’lu Tebliğde, “Yıllık izin sürelerinin hesabında, hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi Devlet memurlarının kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilen hizmet sürelerinin dikkate alınması,” gerektiği belirtilmiş, 62 Seri No’lu Tebliğde ise “Muvazzaf askerlikte ve yedek subaylıkta okul devresinde geçen süreler de aynı biçimde dikkate alınır. ... 4) Bir yıllık hizmetini doldurmayan aday memurlara yıllık izin verilmez.” denilmiştir. Ayrıca, 657 sayılı Kanunun 83 ve 84'üncü maddelerinde muvazzaf askerlikte geçen sürelerin ilgililerin kazanılmış hak aylık ve derecelerinde değerlendirileceği hükme bağlanmıştır. Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde aday memur olarak görev yapmakta olan personelin memuriyete girmeden önce muvazzaf askerlik hizmetinde geçen hizmet sürelerinin aday memur olarak bir yıllık süresinin dolması halinde yıllık izin süresinde kullanılabileceği değerlendirilmektedir. Bu görüşün isabetli olmadığını düşünüyoruz. Çünkü tebliğde askerlikte geçen sürenin dikkate alınacağı belirtilmesine rağmen bir yıl sonra dikkate alınacağı belirtilmiyor.

Hukuk müşaviri olarak sözleşmeli pozisyonda çalışmakta iken 7433 sayılı Kanun kapsamında kadroya geçen personelin avukat kadrosuna sınavsız olarak atanması mümkün müdür?

Cevap

Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, “Bu Yönetmelik, özel kanunlardaki düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla; a) 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kadrolarda, b) İl özel idareleri ve belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelere ait memur kadrolarında, c) Düzenleyici ve denetleyici kurumlara ait memur kadrolarında, d) Özelleştirme kapsam ve programında bulunan kuruluşlar da dahil olmak üzere kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarına ait memur kadroları ile sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilen personelin, müdür ve daha alt görevlere yapılacak görevde yükselme mahiyetindeki asaleten atamaları ile en az ortaöğretim düzeyinde mesleki veya teknik eğitim sonucu ihraz edilen unvanlara ilişkin unvan değişikliği mahiyetindeki asaleten atamaları hakkında uygulanır. Ancak; ... ı) Avukat kadro veya pozisyonlarından hukuk müşaviri kadro veya pozisyonlarına, yapılacak atamalarda bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.” hükmü yer almaktadır. Ayrıca, Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin; “Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar” başlıklı 5 inci maddesinde, “(1) Görevde yükselmeye tabi kadrolar aşağıda belirtilmiştir: ... b) Hukuk hizmetleri grubu; 1) Hukuk müşaviri. ... (2) Unvan değişikliğine tabi kadrolar aşağıda belirtilmiştir: a) ... avukat, ...” hükmü, “Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 6 ncı maddesinde, “(1) Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda; a) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak, b) 657 sayılı Kanunun 68'inci maddesinde belirtilen atanabilme şartlarını taşımak, 2 c) Bu Yönetmelik kapsamındaki kadrolara atanabilmek için son müracaat tarihi itibarıyla en az bir yıl süreyle atamanın yapılacağı yerel yönetimde çalışmış olmak, genel şartları aranır. Ancak, ilan edilen kadro için yerel yönetimde bir yıl çalışma şartını taşıyan personel bulunmaması durumunda, söz konusu kadro için yapılacak başvuruda bu şart aranmaz.” hükmü, “Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar” başlıklı 7'nci maddesinde, “(1) 5'inci maddenin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır: ... b) Hukuk müşaviri kadrosuna atanabilmek için; 1) Hukuk fakültesi mezunu olmak, 2) 5'inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan görevler ile unvan değişikliğine tabi kadrolarda ayrı ayrı veya toplam en az iki yıl çalışmış olmak, ...” hükmü, “Hizmet grupları arasında geçişler” başlıklı 19'uncu maddesinde, “(1) 5'inci maddede belirtilen hizmet grupları arasındaki geçişler aşağıdaki esaslar çerçevesinde yapılır: ... ç) Avukat kadrolarından hukuk müşaviri kadrolarına sınavsız, genel hükümlere göre atama yapılabilir. ...» hükmü bulunmaktadır. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığının 23.02.2024 tarihli ve 211547 sayılı yazısında, “Bu itibarla, mevzuatı uyarınca; avukat unvanlı kadronun unvan değişikliğine tabi bir kadro olduğu ve unvan değişikliği mahiyetindeki kadrolara atanmanın belirli şartlar dahilinde gerçekleştirildiği ile yönetmelik kapsamında bulunan unvanları daha önce atanmak suretiyle kazananların haklarının saklı tutulduğu dikkate alındığında, avukat unvanlı kadronun daha önce kazanılmış olması durumunda söz konusu unvana sınavsız genel hükümlere göre atamanın yapılabileceği aksi takdirde hukuk müşaviri unvanlı kadrodan avukat unvanlı kadroya atanmanın ancak mevzuatla aranan sınav, öğrenim vb. şartların sağlanması suretiyle mümkün bulunduğu değerlendirilmektedir.” şeklinde açıklama yapılmıştır. Bu itibarla, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığının mezkûr görüşü çerçevesinde, hukuk müşaviri unvanlı kadroda görev yapan personelin sınavsız, genel hükümlere göre unvan değişikliğine tabi avukat kadrosuna naklen atanması mümkün değildir.

10 yıl hizmet süresini dolduran personelin yıllık izin süresi ne zamandan itibaren 30 güne çıkmaktadır?

Cevap

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Yıllık izin” başlıklı 102'nci maddesinde; “Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.” hükmü ile “Yıllık izinlerin kullanılışı” başlıklı 103'üncü maddesinde; “Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer...” hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan, 06.06.2002 tarihli ve 24777 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 154 seri nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde ise; yıllık izin sürelerinin hesabında, hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi Devlet memurlarının kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilen hizmet sürelerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36'ncı maddesinin (C) bendinde; söz konusu bentte sayılan hizmet sınıflarına atanan Devlet memurlarından, memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt dışında mesleklerini serbest olarak veya resmi veya özel müesseselerde ifa edenlerle, memuriyetten ayrıldıktan sonra bu işlerde çalışarak yeniden memuriyete girmek isteyenlerin buralarda geçen hizmet sürelerinin kazanılmış hak aylığında değerlendirilmesi hüküm altına alınmıştır. Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; 1- Yıllık izin sürelerinin hesabında, hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi Devlet memurlarının kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilen hizmet sürelerinin dikkate alınması gerekmektedir. 2- Bir önceki yıldan devreden izin ile cari yıl izni toplamının kısmen veya tamamen kullanılamaması halinde, sadece cari yıl iznine tekabül eden kısmının bir sonraki yılda kullanılması mümkün bulunmaktadır. 3- Bu şekilde yıl içinde kullanılan izinler öncelikle bir önceki yıldan devreden izin sürelerinden mahsup edilecektir. Sonuç olarak, 10 yıl (en az 10 yıl 1 gün) hizmet süresini dolduran personelin söz konusu hizmet süresini doldurduğu günü takip eden günden itibaren yıl içinde 30 günlük izin hakkına sahip olacağı değerlendirilmektedir.

Mühendis kadrosunda görev yapan personelin sınavsız ve genel hükümlere göre müdür kadrosuna asaleten atanması mümkün müdür?

Cevap

Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5'inci maddesinde; “(1) Görevde yükselmeye tabi kadrolar aşağıda belirtilmiştir: a) Yönetim hizmetleri grubu; 1) Müdür, şube müdürü, 2) Koruma ve güvenlik görevlisi amiri, şef, koruma ve güvenlik şefi, bando şefi. ...» hükmü ile 19'uncu maddesinde; “... e) Unvan değişikliğine tabi kadrolar arasındaki atamalar, ilgili kadro için düzenlenen unvan değişikliği sınavı sonucuna göre yapılır. Mühendis unvanlı kadrodan 5'inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde ve (c) bendinde sayılan kadrolar ile daha alt düzeydeki diğer kadrolara; en az lisans düzeyinde öğrenim gerektiren diğer unvan değişikliğine tabi kadrolardan, aynı fıkranın (d) bendinde sayılan kadrolara; unvan değişikliğine tabi diğer kadrolardan ise aynı maddenin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendinde sayılan kadrolara, söz konusu kadrolar için aranan öğrenim ve sertifika gibi belgelere sahip olma şartlarını taşımak kaydıyla, sınavsız, genel hükümlere göre atama yapılabilir. ...” hükmü yer almaktadır. Bu itibarla, mezkûr Yönetmelikte mühendis unvanlı kadrolardan sınavsız ve genel hükümler çerçevesinde atama yapılabilecek kadrolar açıkça sayılmış olup ilgili personelin müdür kadrosu için görevde yükselme sınavına girerek başarılı olması halinde atanması mümkün bulunmaktadır. Böyle bir sorunun Bakanlığa sorulmasının üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gereken bir sorun olduğunu düşünüyoruz. Eğer bu kadar basit bir soru soruluyorsa ilgili belediyenin personel biriminde ciddi bir bilgi açığı olduğunu göstermektedir. Bu beleyenin bakanlıkça hemen eğitime alınması gerekmektedir. Bu yolla Bakanlık eğitim ihtiyacı olan kurumları tespit etmeli ve derhal eğitim süreci başlatmalıdır. Bakanlığın sorulan sorulara bakarak eğitim ihtiyacı olan kurumları tespit etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Aynı şekilde başka birimlere sorulan sorular da eğitim ihtiyacı tespitinde yol gösterecektir.

Reddi miras yapanlar emekli maaşı alabilir mi?

Cevap

Günlük hayatta reddi miras yapanlara sıklıkla rastlanılmaktadır. Ölen kişilerin aşırı borçlu olmaları genellikle bu yola başvurulmasına sebep olmaktadır. Buna göre Reddi Miras Davası açılarak mirasın reddedilmesi, dul ve yetim aylığı almaya engel bir durum değildir. Ancak mirastan iskat (men) edilme durumunda aylık bağlanamaz.

İsteğe bağlı sigortalı olmanın dul ve yetim aylığına olumsuz etkisi var mıdır?

Cevap

Emekli Sandığı'ndan erkek veya kız yetim aylığı alanlardan isteğe bağlı sigortalı olanlar genel sağlık sigortası primi ödemek zorunda mıdır? İsteğe bağlı sigortalı olunması dul veya yetim maaşının kesilmesine sebep olmaz. Ancak isteğe bağlı sigortalı olanların malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primi ile genel sağlık sigortası primi ödemeleri zorunludur.

4/a (SSK) emeklisi bir bayan Emekli Sandığı emeklisi iken vefat eden babasından dolayı yetim aylığı alabilmesi için hangi şartları taşıması gerekir?

Cevap

Her şeyden önce bekar veya dul olması gerekmektedir. Bu nedenle yetim aylığı alabilmek için evli iken boşanan veya bekarken nikahsız yaşayanlarla SGK karşı karşıya gelmektedir. Bu nedenle bu konuda kanuni düzenleme yapılması yerinde olacaktır. Ayrıca, 5510 sayılı Kanun’a tabi olarak dul ve yetim aylığı almış olsaydınız, sadece tercih yapabilirdiniz. Yani hem eşinden hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından aylık bağlanacaktır. Yine 4/a'ya (SSK) tabi olarak çalışan bir kız Emekli Sandığı'ndan belirli şartlarda yetim aylığı alabilecektir. Bunun için vefat etmiş olan kişinin hizmetinin 10 yıldan fazla olması halinde 4/a’ya (SSK) tabi çalışan kız yetimlere, Emekli Sandığı Kanunu’na göre aylık bağlanabilir. Erkek yetimlere ise malul ve muhtaç olmaları halinde aylık bağlanır. Vefat etmiş olan kişinin hizmetinin 5 ila 10 yıl arasında olması halinde 4/a’lı (SSK) çalışan kız ve erkek yetimlere aylık bağlanamayacaktır.

Yasin

Eşim 4 yıllık devlet memuru iken vefat etti. Askerlik süresini borçlanarak 5 yıla tamamlarsam, bana dul aylığı bağlanır mı?

Cevap

Bu süreyi borçlanarak 5 yılı tamamlamanız halinde size dul aylığı bağlanacaktır. SGK’ya gerekli belgelerle müracaat etmeniz yeterli olacaktır. 5510 sayılı Kanun ile dul ve yetim aylığı bağlanması için gerekli olan 10 yıllık süre 5 yıla düşürülmüş ve birçok kişi bu düzenleme neticesinde dul ve yetim maaşı alır hale gelmiştir. Dolayısıyla bu sürenin borçlanılarak 5 yıla tamamlanması halinde vefat eden memurun dul ve yetimlerine aylık bağlanacaktır. SGK tarafından hazırlanmış matbu talep dilekçesi ile birlikte Kamu Görevlileri Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığı’na müracaat edilmesi halinde süreç başlatılacaktır. SGK’da müracaat edilmeden hiçbir süreç başlatılmamaktadır.

Ahmet

Askerlik borçlanması sigortalılık başlangıç tarihini değiştirir mi?

Cevap

Askerlikte geçen hizmet süreleri, sigortalılığın başlangıç tarihinden önce ise sigortalılık başlangıç tarihi, borçlandırılan süre kadar geriye götürülmektedir. Askerlikte geçen hizmet süreleri, sigortalılığın başlangıç tarihinden sonra ise herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Şunu da belirtmek gerekir ki askerlik tarihi sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilerek işlem yapılamaz. Daha açık ifadeyle askerlik süresi kadar sigorta başlangıç tarihi geriye çekilecektir.