Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

Belediyelerde eş, baldız, yeğen ve çocuk kadrolaşması!

Milyonlarca genç KPSS'de bir puan fazla alabilmek için yıllarca dirsek çürütürken, bazı kamu kurumlarında ve belediyelerde makam kapılarını açan anahtarın sınav başarısı değil, akrabalık bağı olduğu görülüyor.

Kamu kurumları ve belediyeler aile şirketi değildir!

Milyonlarca genç KPSS'de bir puan fazla alabilmek için yıllarca dirsek çürütürken, bazı kamu kurumlarında ve belediyelerde makam kapılarını açan anahtarın sınav başarısı değil, akrabalık bağı olduğu görülüyor.

Eşler, çocuklar, damatlar, baldızlar, yeğenler...

Kimi sınavsız işe alınıyor, kimi müdür yapılıyor, kimi de belediyeyle iş yapan şirketler üzerinden kamu kurumlarında çalıştırılıyor.

Üstelik bunlar yalnızca iddia değil. Kamu Görevlileri Etik Kurulunun kararlarına yansımış somut örnekler de bulunuyor.

İnsan ister istemez soruyor: Devletin kadroları millete mi ait, yoksa makam sahiplerinin yakınlarına mı?

Tanpınar'ın romanı gerçek mi oldu?

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanında, kurum çalışanlarının yarısının akraba ve yakınlardan, diğer yarısının ise güvenilir kişilerin tavsiye ettiklerinden seçilmesi anlayışı hicvedilir.

Görünen o ki Tanpınar'ın yıllar önce alaya aldığı zihniyet, bazı kamu kurumlarında uygulama alanı bulmuş.

Liyakat yerine tanıdıklık, sınav yerine referans, ehliyet yerine akrabalık ilişkileri öne çıkmış durumda.

Tanpınar bürokrasiyi hicvetmişti, bazı yöneticiler ise sanki romanı personel yönetmeliği sanmış!

52 müdürlüğün 45'i vekâleten veya tedviren yönetilmiş!

Kamu Görevlileri Etik Kurulunun 7 Mart 2018 tarihli kararında oldukça çarpıcı bir tablo bulunuyor.

Bir genel müdürlükteki 52 şube müdürlüğünden 39'unun vekâleten, 6'sının ise tedviren yürütüldüğü tespit edilmiş.

Yani 52 müdürlüğün 45'inde asaleten atama yapılmamış. Oran yaklaşık yüzde 87!

Üstelik kurumun İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanının kızının da mevzuata aykırı biçimde tedviren şube müdürü olarak görevlendirildiği değerlendirilmiş.

Kurul, vekâleten ve tedviren görevlendirmelerin sürekli bir yönetim yöntemine dönüştürülmesini kariyer ve liyakat ilkelerine aykırı bulmuş.

Sınavla müdür atamak yerine kadroları vekâlet ve tedvir yöntemiyle yönetmek neden tercih edilir?

Acaba sınav yapılırsa makam sahiplerinin tanımadığı, referansı bulunmayan ama işi gerçekten hak eden kişiler mi kazanır?

Teftiş Kurulu Başkanının kızı ve damadı!

Etik Kurul kararlarına yansıyan bir başka olay ise daha düşündürücü.

Bir Teftiş Kurulu Başkanının kızının 17 Şubat 2015 tarihinde sınavsız olarak sözleşmeli personel statüsünde işe başlatıldığı, damadının da evliliğin hemen ardından gerekli şartları taşımadığı hâlde tedviren şube müdürü olarak görevlendirildiği aktarılıyor.

Oysa Teftiş Kurulu Başkanlığı, kurumda hukuka uygunluğun ve hesap verebilirliğin sağlanması bakımından en önemli görevlerden biridir.

Denetim kültürünü yerleştirmesi beklenen yöneticiler, kendi yakınlarının görevlendirilmesinde etik sınırları gözetmezse diğer personele hangi ölçüyü örnek gösterebilir?

Belediyelerde eş, baldız, yeğen ve çocuk kadrolaşması!

Kamu Görevlileri Etik Kurulunun 25 Ekim 2016 tarihli kararında ise belediyelerdeki akraba istihdamının dikkat çekici örnekleri yer alıyor.

Belediye başkanının eşinin yeğeni, başkan yardımcılarının çocukları ve belediye meclis üyelerinin yakınlarının sınavsız istihdam edilmesi etik ihlal olarak değerlendirilmiş.

Başka bir Kurul kararına yansıyan olaylarda ise belediye başkanının eşini müdür vekili olarak görevlendirmesi, baldızının eşinin yönetimindeki birimde çalıştırılması ve yakınların belediyeyle iş ilişkisi bulunan taşeron firmalar üzerinden istihdam edilmesi ele alınmış.

Kurul, bu uygulamaların kamu hizmetine duyulan güveni sarstığına, adalet ve tarafsızlık ilkelerini zedelediğine hükmetmiş.

Demek ki bazı belediyelerde akrabalık ilişkileri, personel politikasının önüne geçebilmiş!

Etik Kurul'un verdiği kararlar caydırıcı değil

Burada üzerinde durulması gereken bir başka sorun daha var.

Kamu Görevlileri Etik Kurulu, sınırlı personel imkânlarıyla önemli kararlar veriyor. Ancak bu kararların benzer uygulamaları önlemede ne kadar etkili olduğu ayrıca sorgulanmalı.

Etik ihlallerin tespiti önemlidir. Fakat asıl mesele, bu ihlallerin tekrarlanmasını önleyecek idari denetimin ve hesap verebilirliğin sağlanmasıdır.

Kamu yöneticilerine emanet edilen kadrolar, akrabalara iş bulma veya yakınlara makam dağıtma aracı değildir.

Elbette bir kişinin yönetici yakınının bulunması, tek başına kamu görevine girmesine engel değildir. Sorun; akrabalık ilişkisinin liyakatin, eşitliğin ve objektif değerlendirme ölçütlerinin önüne geçirilmesidir.

Devletin kapısı herkese eşit açılmalı; hiç kimse sırf bir yöneticinin yakını olduğu için ayrıcalık elde etmemelidir. Çünkü makamlar geçicidir, kamu görevi emanettir.

Milyonlarca gence sınavı, liyakati ve sabrı öğütleyenlerin; kendi yakınlarına gelince bu ilkeleri unutması, kamu vicdanında derin bir adaletsizlik duygusu oluşturur.

Devlet babadan oğula miras kalan bir aile şirketi değildir! Kamu kadroları da eşe, dosta, damada, baldıza dağıtılacak aile malı hiç değildir!