AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir, hazırlıkları süren yerel yönetimler reformuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Demir, belediyelerin Sayıştay ve İçişleri Bakanlığı denetimlerinin yanında özel bağımsız denetime de tabi tutulmasını istediklerini belirtti.
İlk bakışta kulağa hoş gelen bu önerinin, belediyelerdeki denetim sorununu çözmek yerine bazı özel denetim şirketlerine yeni bir gelir kapısı açmasından endişe ediyorum.
Çünkü asıl mesele denetim yapan kurumların sayısı değil, denetimin bağımsızlığı, niteliği ve sonuçlarıdır.
Düşünün ki belediye başkanı, denetim hizmeti alacağı özel şirketin belirlenmesinde etkili olacak ve denetim ücretini de belediyenin bütçesinden ödeyecek. Böyle bir sistemde denetçinin, kendisine iş veren yönetimi ne ölçüde bağımsız denetleyebileceği ciddi bir soru işaretidir.
Denetlenenin denetçisini seçtiği ve ücretini ödediği bir sistemde, gerçek anlamda bağımsızlıktan söz etmek ne kadar mümkündür?
Üstelik belediye şirketlerinde de belirli şartlar altında bağımsız denetim uygulanıyor. Buna rağmen bu şirketlerin yönetimi, kaynak kullanımı ve mali işlemleri hakkındaki tartışmalar ortadan kalkmış değil. Demek ki özel denetimin varlığı, tek başına şeffaflığın ve hesap verebilirliğin güvencesi olamıyor.
Bu nedenle yeni denetim şirketlerine kaynak aktarmak yerine, mevcut kamu denetim mekanizmalarının neden yeterince etkili olamadığını sorgulamak gerekiyor.
Örneğin Sayıştay denetimlerinin kapsamı ve etkinliği artırılsa, İçişleri Bakanlığının teftiş kapasitesi güçlendirilse, denetim bulgularının gereği zamanında yerine getirilse ve tespit edilen usulsüzlüklerin sonuçları etkili biçimde takip edilse çok daha anlamlı bir reform yapılmış olmaz mı?
Denetim raporlarının hazırlanması kadar, o raporlarda tespit edilen hukuka aykırılıkların giderilmesi ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması da önemlidir.
Kaldı ki belediyelerde denetim mekanizmalarının yeterince etkili işlemediğine ilişkin eleştiriler yeni değil. Bu eleştirileri görmezden gelip çözümü özel denetim şirketlerinde aramak, sorunun özünü ıskalamak anlamına gelebilir.
Unutulmamalıdır ki kamu kaynaklarının denetimi, yeni bir ticari kazanç alanı oluşturmanın değil, kamu yararını ve hesap verebilirliği sağlamanın aracı olmalıdır.
Bu nedenle Mustafa Demir'in önerdiği özel denetim modelinin yeniden değerlendirilmesinde fayda görüyorum.
Reform yapılacaksa önce mevcut denetim sisteminin neden beklenen sonuçları üretmediği ortaya konulmalı, ardından bu eksiklikleri giderecek somut tedbirler alınmalıdır.
Çünkü yanlış teşhisle doğru tedavi yapılamaz.
Belediyelerin ihtiyacı daha fazla denetim faturası değil, daha etkili denetimdir.
Aksi halde eski tas eski hamam devam eder; tek fark, belediye bütçesinden özel denetim şirketlerine ödenen ilave faturalar olur.
Bizden hatırlatması.