İçeriğe geç

Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan'dan emekliye iyileştirme vaadi geldi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2027 Ocak ayından itibaren geçerli olması hedeflenen, yasal artışlara ilave iyileştirmeleri de içeren bir çalışma yürüttüklerini açıkladı.

Emekli aylığı bir lütuf değil, yıllarca ödenen primlerin ve verilen emeğin karşılığıdır. Sosyal devletin görevi de yalnızca en düşük aylığı yükseltmek değil, sosyal güvenlik sisteminin adaletini koruyarak bütün emeklilerin alım gücünü iyileştirmektir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2027 yılı bütçelerine ilişkin sunum yaptı

Işıkhan, emeklilerin ekonomik koşullarının farkında olduklarını belirterek 2027 yılı Ocak ayından itibaren mevcut yasal artışlara ilave iyileştirmeler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.

Bakan Işıkhan, 2025 yılında 16.881 lira olan en düşük emekli aylığının 2026 Ocak ayında 20 bin liraya, temmuz ayında ise 23.552 liraya yükseltildiğini hatırlattı. Ayrıca 2018 yılından bu yana 483,4 milyar lira bayram ikramiyesi ödendiğini ifade etti.

Elbette emeklilerin gelirlerinin artırılması önemlidir. Ancak burada asıl tartışılması gereken mesele, emekli aylıklarının ne kadar artırılacağı kadar, artışların hangi adalet anlayışıyla yapılacağıdır.

Prim ödeyenle ödemeyen aynı noktaya mı getirilecek?

Sosyal güvenlik sistemi, prim ödeme gün sayısı ve prime esas kazanç üzerine kuruludur. Daha uzun süre çalışan ve daha yüksek kazanç üzerinden prim ödeyen kişinin bu katkısının emekli aylığına yansıması gerekir. Ancak en düşük emekli aylığını sürekli artırarak düşük kök aylıkları Hazine desteğiyle aynı seviyeye tamamlamak, zamanla prim farklılıklarının emekli gelirlerine yansımasını zayıflatmaktadır.

Örneğin kök aylığı 15 bin lira olan emekliyle 23 bin lira olan emekli, mevcut taban aylık uygulaması nedeniyle aynı tutarda ödeme alabilmektedir.

Peki, yıllarca daha fazla prim ödeyen emeklinin hakkı nasıl korunacaktır?

Sosyal devlet düşük gelirli emekliyi korumalıdır. Ancak bunu yaparken daha fazla prim ödeyen emekliyi de cezalandırılmış hissettirmemelidir.

Emeklinin meselesi yalnızca zam değil, alım gücüdür

2026 yılı Ekim ayında yıllık enflasyon yüzde 29,77 olarak gerçekleşmiştir. Emeklinin gerçek sorunu maaşının kâğıt üzerinde kaç liraya yükseldiğinden çok, o maaşla ne kadar gıda, kira, elektrik ve doğal gaz giderini karşılayabildiğidir.

Bayram ikramiyeleri ve dönemsel iyileştirmeler kuşkusuz katkı sağlar. Ancak geçici destekler, yeterli ve sürdürülebilir bir emekli aylığı sisteminin yerini tutamaz.

Üstelik geçmiş yıllarda ödenen toplam ikramiye tutarını açıklamak, tek başına emeklilerin bugünkü refah düzeyini göstermemektedir.

Maddeler halinde yapılması gerekenler

Yapılması gerekenleri maddeler halinde açıklamak gerekirse;

1- Öncelikle kök aylıkların neden bu kadar düşük kaldığı incelenmeli; aylık bağlama sistemi, güncelleme katsayıları ve prim karşılığı arasındaki denge yeniden değerlendirilmelidir.

2- En düşük gelirli emeklilere yönelik sosyal destekler güçlendirilmeli, ancak bu desteklerle prim karşılığı kazanılan emekli aylıkları arasındaki fark açık biçimde korunmalıdır.

3- İyileştirmeler yalnızca en düşük aylığı alanlarla sınırlı kalmamalı; yıllarca yüksek prim ödemesine rağmen gelir kaybı yaşayan diğer emekliler de gözetilmelidir.

4- Ayrıca emeklilerin gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınmalı, sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliği ile emeklilerin insanca yaşam hakkı birlikte değerlendirilmelidir.

5- Sosyal yardımla sigorta sistemi dikkate alınarak çözümler bu çerçevede üretilmelidir.

Çok prim ödeyenin hakkı da teslim edilmelidir

Bakan Işıkhan'ın emekliler arasındaki gelir farklılıklarını gözeten bir düzenlemeden söz etmesi önemlidir. Ancak bu yaklaşımın nasıl uygulanacağı henüz belli değildir.

Burada temel ilke açık olmalıdır: Az prim ödeyenin insanca yaşama hakkı korunurken, çok prim ödeyenin hakkı da teslim edilmelidir. Çünkü sosyal güvenlikte adalet, herkesi aynı maaşta buluşturmak değil; ihtiyaç sahiplerini korurken çalışmanın, üretmenin ve prim ödemenin karşılığını da verebilmektir.

Emekliye yapılacak en büyük iyileştirme, her zam döneminde yeni bir müjde beklemek zorunda kalmadığı, hakkının sistem tarafından güvence altına alındığı bir emeklilik düzenidir.