İçeriğe geç

Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

Orta vadeli programda emeklilerin durumu

2027–2029 Orta Vadeli Programda sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğine ilişkin önemli düzenlemeler öngörülüyor. Milyonlarca emeklinin merak ettiği emekli aylıklarını iyileştirmek için neler yapılacağına dair bir şeyler olup olmadığını açıklamaya çalışacağız.

2027–2029 Orta Vadeli Programda sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğine ilişkin önemli düzenlemeler öngörülüyor. Ancak milyonlarca emeklinin merak ettiği emekli aylıklarını iyileştirmek için neler yapılacağı açıklanmıyor.

Programın özellikle 51 ve 52'nci sayfalarında yer alan sosyal güvenlik politikaları ile 81'inci sayfasındaki reform takvimi incelendiğinde dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.

Sosyal güvenlikte öncelik mali sürdürülebilirlik

Programda sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi temel hedeflerden biri olarak belirleniyor.

Bu kapsamda prim tabanının genişletilmesi, prim borçlarının tahsilatının etkinleştirilmesi, kayıt dışı istihdamla mücadele ve sosyal güvenlik kapsamının genişletilmesi öngörülüyor.

Bunlar önemli düzenlemeler. Çünkü güçlü bir sosyal güvenlik sisteminin finansmanının da güçlü olması gerekiyor. Ancak program, sosyal güvenlik sisteminin gelirlerini nasıl artıracağını anlatırken, emeklilerin gelirlerinin nasıl iyileştirileceği konusunda aynı açıklığı göstermiyor.

Oysa sosyal güvenlik sisteminin başarısı yalnızca gelir-gider dengesinin sağlanmasıyla değil, emeklilere yeterli ve adil aylık ödenmesiyle de ölçülmelidir.

Daha uzun süre çalışma teşvik edilecek

Programın en dikkat çekici düzenlemelerinden biri, kişilerin daha uzun süre istihdamda kalmasını teşvik eden ve aktüeryal dengeyi önceleyen düzenlemeler yapılacak olmasıdır.

Üstelik bu düzenleme için 2027 yılının üçüncü çeyreği hedeflenmiştir.

Burada önemli bir belirsizlik bulunmaktadır. Daha uzun süre çalışmayı teşvik etmekten ne anlaşılmalıdır? Çalışanların mevcut hakları korunarak gönüllü biçimde daha uzun süre çalışması mı sağlanacak, yoksa emeklilik sisteminin koşullarında yeni değişiklikler mi yapılacaktır?

Program bu soruların cevaplarını vermiyor.

Dolayısıyla şimdiden emeklilik yaşının artırılacağını söylemek doğru olmaz. Ancak yapılacak düzenlemenin çalışanlar ve gelecekte emekli olacaklar üzerindeki etkilerinin önceden açıklanması gerekiyor.

Emekli aylıklarının adaleti gündeme alınmalıdır

Asıl üzerinde durulması gereken konu ise emekli aylıklarının hesaplanma sistemidir.

Bugün düşük kök aylıkların Hazine desteğiyle belirli bir tutara tamamlanması, farklı prim ödemelerine rağmen bazı emeklilerin aynı aylığı almasına neden olabiliyor.

Bir tarafta uzun yıllar yüksek kazanç üzerinden prim ödeyenler, diğer tarafta daha düşük kazanç üzerinden prim ödeyenler bulunuyor. Ancak taban aylık uygulaması, bu farklılıkların emekli gelirlerine yansımasını bazı durumlarda ortadan kaldırıyor.

Sosyal devletin düşük gelirli emeklileri koruması elbette gereklidir.

Fakat sosyal yardım ile prim karşılığı kazanılmış emeklilik hakkı birbirine karıştırılmamalıdır. Yıllardan beridir bu ayrımın önemini anlatıyor ve emekli aylıklarının sosyal yardıma dönüştürülmemesi gerektiğini vurguluyorum.

Ne yazık ki Orta Vadeli Program'da kök aylıkların iyileştirilmesine, aylık bağlama oranlarının yeniden değerlendirilmesine ve prim-maaş dengesinin güçlendirilmesine ilişkin somut bir reform takvimi bulunmuyor.

Bu eksiklik, Bakan Işıkhan'ın emekliler arasındaki gelir farklılıklarını dikkate alan bir iyileştirme yapılacağı yönündeki açıklamasını daha da önemli hâle getiriyor.

Sağlık ve bakım hizmetlerinde önemli adımlar var

Programın olumlu taraflarından biri ise yaşlı nüfusun ihtiyaçları bakımından önem taşıyan sağlık ve bakım hizmetlerine ilişkin düzenlemelerdir.

Uzun dönemli bakım sigortasının altyapısının oluşturulması, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin süreklilik kazanması, birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi öngörülmektedir.

Özellikle yaşlılık nedeniyle sürekli bakıma ihtiyaç duyan vatandaşlar açısından bu politikalar önemlidir. Ancak bakım sigortasının kimleri kapsayacağı, nasıl finanse edileceği ve hangi hizmetlerin sağlanacağı henüz belirli değildir.

Enflasyon düşecek ama emeklinin alım gücü artacak mı?

Programda enflasyonun 2027 yılında yüzde 21'e, 2028 yılında yüzde 13,5'e, 2029 yılında ise yüzde 9'a gerilemesi hedefleniyor.

Elbette fiyat istikrarı emekliler açısından önemlidir. Ancak enflasyonun düşmesi fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Yalnızca fiyat artış hızının yavaşlaması anlamına geliyor.

Dolayısıyla emekli aylıklarındaki artışın enflasyonun gerisinde kalması hâlinde, enflasyon düşerken bile emeklinin alım gücü azalabilir.

Emeklinin ihtiyacı yalnızca enflasyon kadar zam değil, geçmiş yıllarda kaybettiği alım gücünü yeniden kazanabilmektir.

Şimdi de yapılması gerekenleri açıklayalım

Orta Vadeli Program'ın sosyal güvenlik reformları emeklilerin gelir adaletini güçlendirecek düzenlemelerle tamamlanmalıdır. Bu kapsamda aşağıdaki tedbirlerin alınması gerektiğini düşünüyorum.

1- Kök aylıklar yeniden ele alınmalıdır. Aylık bağlama oranları ve güncelleme sistemi değerlendirilerek prim karşılığının emekli aylıklarına daha adil yansıması sağlanmalıdır.

2- En düşük emekli aylığı ile sosyal yardım birbirinden ayrılmalıdır. İhtiyaç sahibi emeklilere yönelik destekler güçlendirilirken prim esaslı aylık sistemi korunmalıdır.

3- Emeklilerin alım gücü esas alınmalıdır. İyileştirmeler yalnızca genel enflasyon oranına değil, emeklilerin gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarına da duyarlı olmalıdır.

4- İyileştirmeler bütün emeklileri kapsayan bir adalet anlayışıyla değerlendirilmelidir. Düşük aylık alanların korunması, diğer emeklilerin prim karşılığından kaynaklanan haklarının göz ardı edilmesine neden olmamalıdır.

5- 2027 reformlarının etkileri açıklanmalıdır. Daha uzun çalışma süresini teşvik edecek düzenlemelerin mevcut sigortalılar ve gelecekteki emekliler üzerindeki etkileri kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Sosyal güvenlik sisteminin mali geleceği güvence altına almalıdır

Orta Vadeli Program, sosyal güvenlik sisteminin mali geleceğini güvence altına almaya yönelik önemli başlıklar içeriyor. Ancak sistemin mali sürdürülebilirliği ile emeklilerin insanca yaşama hakkı birbirinin alternatifi değildir.

Bakan Işıkhan'ın 2027 yılı için açıkladığı ilave iyileştirme çalışması oldukça önemlidir. Ancak çalışmanın detaylarını bilmiyoruz.

Çalışanların yıllarca ödediği primlerin karşılığını alabildiği, emeklilerin de başkalarının yardımına muhtaç olmadan yaşayabildiği bir sistem kurulabilmesi oldukça önemlidir.

Emeklilik bir sosyal yardım programı değil, primli sosyal sigorta sisteminin ürettiği bir haktır.