Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

Kamu kurumlarının delisi haline gelen memurlara çözüm üretilmelidir

Kamu kurumlarının delisi haline gelen memurlar var mıdır diye düşünmeyin. Maalesef böyle kişiler kamu kurumlarında görev yapmaktadırlar.

Prof. Dr. Ulvi Saran hocanın yazısından ilginç bir disiplin olayına ve cezasına şahit olduk.  Yazıda; “Antalya’nın Kepez ilçesinde bundan bir süre önce, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görevli M.Y. isimli memur, yanında iki tabanca ile geldiği kaymakamlık binasında, koridorda rastgele çevreye 7-8 el ateş açtı ve ardından kendisini bir odaya kilitledi. Kaymakamlık binası tahliye edilirken polis ekipleri geniş güvenlik önlemi aldı. Yaklaşık 4.5 saat süren müzakerenin ardından M.Y. silahını bırakarak teslim oldu.

Gözaltına alınan memur hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldı. Yaklaşık beş ay sonra tamamlanan idari soruşturma sonucunda, personele “aylıktan kesme” ve “kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları verildi; ayrıca Tunceli’nin Ovacık ilçesine tayin edildi. Ancak sürekli sağlık raporu aldığı ve göreve gelmediği gerekçesiyle bu yaptırımların ve yeni görev yerinin kendisine henüz tebliğ edilemediği bildirildi.” ifadelerine yer verilmiştir.

Yıllar önce “Akıl sağlığı yerinde olmayan kamu görevlilerine çözüm üretilmelidir” başlıklı yazımda benzer bir sorunu gündeme getirmiştim.

Bazı kamu görevlilerinin şerrinden çekinildiği için disiplin veya yüksek disiplin kurulu üyeleri disiplin cezasına konu fiilin karşılığı olan cezayı vermekten çekinebilmektedirler. Her zaman bunu söylemek mümkün değildir.

Devlet memuru olmak sınırsız koruma kalkanı sağlamaz.

Ayrıca disiplin süreci ile adli süreç ayrı ayrı yürütülmektedir.

Şimdi de Ulvi hocanın “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili disiplin mevzuatında, bu tür raydan çıkmış, memuriyetin tanım ve standartlarından bütünüyle kopmuş ve kamu güvenliğine kriminallik boyutunda zarar verecek kişilerin eylemlerine karşı uygulanabilecek bir hüküm ve müeyyide yok mu?” sorusuna cevap verelim.

657 sayılı Kanunun 125/E bendi bu tür eylemler için verilmesi gereken cezayı öngörüyor.

Olayın faili memura verilen aylıktan kesme disiplin cezasında “Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,” fiilinin, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasında ise “Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek,” fiilinin esas alındığı anlaşılıyor.  

Anlaşıldığı kadarıyla olayla ilgili 657 sayılı Kanunun memuriyetten çıkarma cezasını düzenleyen 125/E maddesine hiç yaklaşmadığı anlaşılıyor.

Halbuki 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinde; “…. Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.” İfadelerine yer verilmiştir.

Demek ki disiplin cezasına uyan fiil bulunamadığı takdirde eyleme en yakın ve benzer fiillere verilen cezalara bakılması gerekiyor.

Sonuç olarak Bakanlık yetkililerinin fiile uyan bir fiil bulamadığı için bu cezaları verdiği anlaşılıyor. Halbuki bu kişiye memuriyetten çıkarma cezası verilebilirdi. 

Hocanın yazısında yer alan; “Devlet memurluğunun kurallarına ve standartlarına uymayan memur, bu sistem içerisinde adeta “hayırsız evlat” gibidir: Reddedemezsin, atamazsın, terk edemezsin, ilgisiz kalamazsın; bakımını yapmaktan, besleyip gözetmekten imtina edemezsin.” ifadeleri üzerinde düşünülmesi gerekmektedir.

Maalesef kamu kurumlarının delisi haline gelenlere dokunmaktan çekinenler, bu kişileri kamu kurumlarının başına bela etmeye devam etmenin vebaline girmekten çekinmemektedirler.