Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

776 günde 60 Özel Kalem Müdürü değiştirildi iddiası!

Düşenin dostu olmaz, gelen vurur giden vurur demiştim. Nitekim fon soruşturması sonrası Fatma Betül Sayan Kaya AK Parti’deki bütün görevlerinden istifa etmek zorunda kalmıştı. Gazeteci Taha Hüseyin Karagöz hiçbir belge sunmadan Kaya’nın Bakanlığı döneminde ilginç bir iddiada bulundu. Yaklaşık her 13 günde bir Özel Kalem Müdürü değiştirdiği iddia edildi.

Düşenin dostu olmaz, gelen vurur giden vurur demiştim. Nitekim fon soruşturması sonrası Fatma Betül Sayan Kaya AK Parti’deki bütün görevlerinden istifa etmek zorunda kalmıştı. Gazeteci Taha Hüseyin Karagöz hiçbir belge sunmadan Kaya’nın Bakanlığı döneminde 60'a yakın özel kalem müdürü değişmiş diyerek bombanın pimini çekti.

Halbuki bu ifadeleri kullanan gazetecinin belgeleri de sunması beklenirdi. Belki de sunmuştur. Ancak ben görmedim. Neyse gelelim özel kalem müdürlerine….

“İstisnai memuriyet” kadroları arasında yer alan özel kalem müdürlüğüne yalnızca açıktan atama yapılmamaktadır. 657 sayılı Kanun’un 59. maddesi, özel kalem müdürlüklerine sınav, atanma, kademe ve derece yükselmesine ilişkin genel hükümlere bağlı olmaksızın memur atanabilmesine imkân tanıyor. Uygulamada da özel kalem kadrolarına açıktan veya mevcut memurlar arasından naklen atama yapılabildiği görülüyor. Sayıştay kararlarında da açıkça “açıktan ve naklen atamalar” ayrımı kullanılıyor.

Bu ayrım, iddianın niteliğini değiştirmiyor; fakat tartışmayı daha hukuki ve sağlam bir zemine taşıyor. Buna göre yazıyı şöyle geliştirmek daha doğru olur:

776 Günde 60 Özel Kalem İddiası: Mesele Sadece Atama Değil, Kamu Yönetiminde Güven Meselesidir

Kamu yönetiminde bazı makamlar vardır ki, o makamların yaptığı her personel işlemi yalnızca bir atama veya görevden alma işlemi olarak görülemez. Özellikle bir bakanın en yakın çalışma ekibini oluşturan özel kalem müdürlüğü gibi görevlerdeki personel hareketliliği, aynı zamanda yönetim anlayışı, çalışma düzeni, liyakat ve kamu hizmetinin sürekliliği bakımından da değerlendirilir.

Fatma Betül Sayan Kaya'nın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı dönemine ilişkin olarak gazeteci Taha Hüseyin Karagöz tarafından ortaya atılan “60'a yakın özel kalem müdürü değiştirildi” iddiası tam da bu nedenle üzerinde durulmayı hak ediyor. Karagöz, değişikliklerin gerekçesinin “geçimsizlik” olduğunu ileri sürdü. İddia şu aşamada bağımsız resmî kayıtlarla doğrulanmış bir olgu değil; dolayısıyla kesinleşmiş bir gerçek gibi değil, araştırılması gereken bir iddia olarak ele alınmalı.

Kaya, 24 Mayıs 2016 ile 10 Temmuz 2018 arasında yaklaşık 776 gün Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı görevinde bulundu.

Eğer gerçekten bu süre içerisinde yaklaşık 60 farklı özel kalem müdürü görev yaptıysa, mesele “bir bakanın çalışma arkadaşlarını değiştirmesi” sınırını aşarak kamu yönetiminde personel istikrarı tartışmasına dönüşür.

İstisnai kadro, sınırsız yetki demek değildir

Öncelikle önemli bir yanlış anlamayı düzeltmek gerekir.

Özel kalem müdürlüğü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 59. maddesinde sayılan istisnai memurluklardan biridir. Bu nedenle bu kadrolara yapılan atamalarda kanunun sınav ve bazı genel atanma hükümlerinin istisnaları bulunmaktadır. Kanunun 61. maddesi ise istisnai memurluklara atananlar hakkında, atanma, sınav, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi dışındaki hükümlerin uygulanacağını düzenlemektedir.

Ancak buradan şu sonuç çıkarılmamalıdır: “İstisnai kadro olduğu için her türlü atama ve görevden alma sınırsızdır.”

Böyle bir sonuç hukuken doğru değildir.

Üstelik özel kalem müdürlüğüne yalnızca dışarıdan açıktan atama yapılması da zorunlu değildir. Mevcut memurlar arasından da atama yapılabilmektedir. Sayıştay'ın özel kalem müdürlüklerine ilişkin kararlarında da açıktan atama ile naklen atama ayrımı açık biçimde ortaya konulmaktadır.

Dolayısıyla kamuoyundaki tartışmanın; “İstisnai kadro olduğu için 60 kişi sınavsız olarak memur yapıldı.” şeklinde kurulması eksik ve hukuken isabetsiz olur.

Asıl sorulması gereken daha farklıdır: 60'a yakın değişiklik gerçekten yaşandı mı ve yaşandıysa bu değişikliklerin tamamı hangi hukuki statüdeki personel üzerinde gerçekleşti?

Çünkü bunların bir kısmı zaten memur olan kişilerin naklen atanmasıysa, olayın hukuki ve idari niteliği farklıdır. Açıktan atamalar söz konusuysa ise ayrıca değerlendirilmesi gereken başka meseleler ortaya çıkar.

Asıl soru: 60 kişi neden değişti?

İddianın en dikkat çekici bölümü sayıdan ziyade gerekçedir.

“Geçimsizlik.”

Bir bakanın özel kalem müdürüyle çalışma ilişkisinin uyumsuz olması elbette mümkündür. Özel kalem müdürlüğü, diğer birçok kamu görevinin aksine, bakanla çok yakın ve sürekli koordinasyon gerektiren bir görevdir.

Dolayısıyla her değişiklik tek başına olağan dışı kabul edilemez.

Fakat sayı gerçekten iddia edildiği gibi 60 civarındaysa, artık münferit personel değişikliklerinden söz etmek güçleşir.

776 günlük bir dönemde 60 değişiklik iddiası doğruysa, kaba bir hesapla her 13 güne bir değişiklik düşmektedir.

Bu nedenle tartışılması gereken soru şudur:

Bu kadar sık değişiklik kamu hizmetinin sürekliliğini nasıl etkiledi?

Özel kalem müdürü;

  • Bakanın günlük çalışma programının yürütülmesi,

  • resmî yazışmalar,

  • görüşme ve ziyaretlerin koordinasyonu,

  • protokol işlemleri,

  • kurumlar ve kişiler arasındaki iletişim

gibi görevlerde önemli bir konuma sahiptir.

Dolayısıyla burada yalnızca “kaç kişi değişti?” sorusu değil, “Bu değişikliklerin bakanlığın işleyişine etkisi ne oldu?” sorusu da cevaplanmalıdır.

Daha önemli soru: Kimler geldi, kimler gitti?

Eğer iddia araştırılacaksa yapılması gereken son derece basittir.

Bakanlığın ilgili döneme ait personel ve atama kayıtları incelenebilir.

Her özel kalem müdürü için; Atanma tarihi, görevden ayrılma tarihi, atama şekli, daha önce memur olup olmadığı, hangi kurumdan geldiği, görevden ayrıldıktan sonra nereye atandığı ortaya konulabilir.

Böylece kamuoyu spekülasyon yerine somut veriler üzerinden değerlendirme yapabilir.

Örneğin 60 kişinin 50'si başka kamu kurumlarında zaten memur ise bir tablo ortaya çıkar. 50 kişinin büyük bölümü açıktan atanmış kişilerse başka bir tablo ortaya çıkar. Aynı kişiler farklı tarihlerde tekrar tekrar atanmışsa yine farklı bir değerlendirme gerekir.

İşte asıl araştırılması gereken budur.

Çünkü özel kalem kadrosu sadece bir makam değildir

Özel kalem müdürlüğünün istisnai memuriyet olması, bu kadroyu kamu personel sistemi bakımından ayrıca önemli hâle getiriyor.

Sayıştay kararlarında da 657 sayılı Kanun'un 59. maddesindeki yetkinin sınırsız olmadığı, özel kalem kadrosunun memuriyete sınavsız giriş için bir araç gibi kullanılmasına hukuken imkân bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu nedenle mesele yalnızca “bakanın istediği kişiyi çalıştırıp çalıştıramayacağı” değildir.

Mesele aynı zamanda istisnai yetkinin amacı dışında kullanılıp kullanılmadığıdır.

Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekir:

Bir atamanın istisnai kadroya yapılabilmesi, o atamanın her durumda kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olduğu anlamına gelmez.

Atama yetkisi ile yetkinin hukuka uygun kullanılması birbirinden farklı meselelerdir.

Liyakat tartışması burada başlıyor

Türkiye'de milyonlarca genç kamu görevine girebilmek için sınavlara hazırlanıyor. Kamu personel sisteminin önemli bir bölümü sınav, kariyer, liyakat ve objektif kriterler üzerine kurulmuş durumda. İstisnai memuriyetler ise bunun doğal olarak bazı istisnalarını oluşturuyor.

Bu istisnaların varlığı tek başına problem değildir. Devletin bazı görevler için özel bir atama yöntemi öngörmesinin makul idari gerekçeleri olabilir. Problem, istisnanın kural hâline gelmesi durumunda ortaya çıkar.

Özel kalem müdürlüğü gerçekten bakanın yakın çalışma ekibini oluşturmak için kullanılıyorsa, bu kadroya atanan kişinin görevin gerektirdiği güven, ehliyet ve çalışma uyumuna sahip olması beklenir. Fakat bu kadro başka amaçlarla kullanılırsa, istisnai memuriyet düzenlemesinin amacı tartışmaya açılır. Bu nedenle sorulması gereken soru:

“Bu kişi neden atandı?” kadar, “Bu kişinin yerine neden başka biri atandı?” ve “Atandıktan sonra nerede görevlendirildi?” sorularıdır.

60 sayısı doğruysa, kayıtlar konuşmalı

Bu iddianın doğrulanmasının en sağlıklı yolu siyasi açıklamalar değil, resmî personel kayıtlarıdır. Çünkü burada yapılacak araştırma oldukça somuttur. Bakanlığın 24 Mayıs 2016–10 Temmuz 2018 arasındaki özel kalem müdürlüğü kadrosuna ilişkin;

  • atama onayları,

  • görevden alma veya ayrılma işlemleri,

  • naklen atama belgeleri,

  • açıktan atama kayıtları,

  • göreve başlama ve ayrılma tarihleri

incelendiğinde gerçek tablo ortaya çıkacaktır.

Bu kayıtlar “60” rakamını doğrularsa, bundan sonra sorulması gereken sorular da netleşecektir. Doğrulamazsa, kamuoyunda dolaşan iddia da böylece açıklığa kavuşacaktır. Kamu yönetiminde en sağlıklı denetim yöntemi budur: İddia belgeyle sınanır.

Sonuç: Mesele 60 kişinin değiştirilmesi değil, sistemin nasıl işletildiğidir

Bir bakanın çalışma ekibinde değişiklik yapması tek başına hukuka aykırılık değildir. Özel kalem müdürlüğünün istisnai memuriyet olması da tek başına bir sorun değildir. Memurlar arasından atama yapılabilmesi de mevzuat bakımından mümkündür. Dolayısıyla meseleye peşinen “60 kişi sınavsız olarak işe alındı” şeklinde yaklaşmak doğru değildir.

Fakat 60'a yakın özel kalem müdürü değiştirildiği iddiası doğruysa, bu kez çok daha ciddi bir kamu yönetimi sorusu ortaya çıkar: Bir bakanın en yakın çalışma ekibinde neden bu kadar yüksek personel devri yaşandı?

Bu sorunun cevabı yalnızca Fatma Betül Sayan Kaya açısından değil, kamu personel sisteminin işleyişi açısından da önemlidir. Çünkü kamu yönetiminde istisnai kadroların amacı, liyakat ve hizmet gereklerinin yerine kişisel tercihin geçirilmesi değildir.

İstisna, adından da anlaşılacağı üzere istisna olarak kalmalıdır.

Son söz ise çok basit: Atama yetkisi başka şeydir, o yetkinin kamu yararına kullanılması başka şey. Eğer 60 özel kalem değişikliği iddiası doğruysa, bunun cevabı siyasi polemiklerde değil, personel kayıtlarında ve atama belgelerinde aranmalıdır.

Ve kamuoyu da doğal olarak şu sorunun cevabını beklemelidir: Kimler geldi, kimler gitti ve neden?

Bu üç sorunun cevabı ortaya çıktığında, bugün yalnızca bir iddia olarak konuşulan “60 özel kalem” meselesinin gerçek niteliği de anlaşılacaktır.