İçeriğe geç

Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

Suçla mücadelede iki bakanlık , ortak irade, güçlü koordinasyon meyvesini vermeye başladı

Mustafa Çiftçi ve Akın Gürlek'in iş birliği sonuç vermeye başladı.

Devlet yönetiminde başarı, yalnızca kurumların kendi görevlerini iyi yapmasıyla değil, birbirleriyle ne kadar uyumlu çalıştıklarıyla da ölçülür. Özellikle organize suçla mücadelede kurumlar arasındaki koordinasyon, en az operasyonların kendisi kadar önemlidir.

Son dönemde İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in ortaya koydukları ortak çalışma anlayışı, bu açıdan dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.

İki bakanın suç örgütlerine karşı birlikte hareket etmesi, güvenlik ve adalet hizmetlerinin birbirini tamamlayan iki temel kamu görevi olduğunu yeniden hatırlatıyor. Çünkü suçla mücadele yalnızca suçluları yakalamaktan ibaret değildir. Suç örgütlerinin ortaya çıkarılması, delillerin toplanması, finansal bağlantılarının çözülmesi ve sorumluların bağımsız yargı önünde hesap vermesini sağlayacak hukuki sürecin işletilmesi gerekir.

Polisin yakaladığı, savcılığın delillendiremediği veya kurumların birbirinden habersiz hareket ettiği bir mücadeleden kalıcı başarı beklenemez.

Birlikte çalışmanın gücü

İçişleri Bakanlığı güvenliğin sağlanmasında, Adalet Bakanlığı ise adalet hizmetlerinin etkin işlemesi için gerekli kurumsal altyapı ve koordinasyonun geliştirilmesinde temel sorumluluklar üstleniyor.

Bu iki alanın uyum içerisinde çalışması, suç örgütlerinin hareket kabiliyetinin sınırlandırılması bakımından büyük önem taşıyor.

Mustafa Çiftçi ile Akın Gürlek'in birlikte yürüttükleri temaslarda, özellikle organize suçlar, uyuşturucu, yasa dışı bahis, dolandırıcılık ve sokak çeteleriyle mücadelede kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi öne çıkıyor.

Nitekim iki bakan, internet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılıkla mücadele için hazırlanan ortak projeleri görüşmüş; Ağustos ayında Esenyurt'ta birlikte incelemelerde bulunarak suç örgütleriyle mücadelede koordinasyon mesajı vermişti.

Bu yaklaşımın sahaya yansıması da önemlidir.

Eylül ayında gerçekleştirilen Sokaklar Güvende operasyonlarında, Adalet Bakanlığının açıklamasına göre 78 Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında 148 eş zamanlı operasyon yapılmış ve 2.447 şüpheli hakkında adli işlem gerçekleştirilmiştir.

Bu rakamlar elbette tek başına nihai başarı ölçüsü değildir. Ancak güvenlik güçleriyle adli makamların eş zamanlı çalışabilme kapasitesini göstermesi bakımından anlamlıdır.

Suç örgütlerinin yalnızca elemanları değil, finansal kaynakları da hedef alınmalı

Organize suç örgütleri artık yalnızca sokakta faaliyet gösteren yapılardan ibaret değil.

Finansal sistemleri, dijital platformları ve uluslararası bağlantıları kullanabilen karmaşık organizasyonlardan söz ediyoruz.

Bu nedenle birkaç kişinin yakalanması veya belirli adreslere operasyon düzenlenmesi, örgütün tamamen etkisiz hale getirildiği anlamına gelmiyor.

Asıl başarı, suç örgütünün yalnızca görünen yüzünü değil, onu ayakta tutan para kaynaklarını, yöneticilerini ve bağlantılarını ortaya çıkarabilmektir.

Bu noktada emniyet, jandarma, savcılıklar, MASAK ve ilgili diğer kurumların hukuki yetkileri çerçevesinde birlikte çalışması kritik önem taşıyor.

Adalet Bakanlığının organize suçlarla mücadelede uzmanlaşmaya ve başsavcılıklar arasında eş güdüme yönelik adımları da bu anlayışı destekliyor.

Özellikle suç gelirlerinin takibi, dijital delillerin değerlendirilmesi ve iller arasında bilgi paylaşımı, mücadelenin sürekliliği açısından vazgeçilmez unsurlar.

Bakanlar arasında uyum, bürokraside de örnek olmalı

Burada üzerinde durulması gereken başka bir önemli konu daha var.

Türkiye'de kamu yönetiminin kronik sorunlarından biri, kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliğidir.

Bazen aynı hedefe hizmet eden kurumlar birbirleriyle yeterince bilgi paylaşmaz. Yetki tartışmaları yaşanır, bürokratik rekabet öne çıkar ve süreçler gereksiz yere uzar.

Hatta kimi zaman kurumlar ortak sorunlara çözüm üretmek yerine kendi başarılarını ön plana çıkarmakla meşgul olur.

Oysa vatandaş açısından hangi kurumun daha fazla görünür olduğu değil, sorunun çözülüp çözülmediği önemlidir.

Devlet kurumları birbirlerinin rakibi değil, kamu hizmetinin birbirini tamamlayan parçalarıdır.

Mustafa Çiftçi ile Akın Gürlek'in iş birliği, bu açıdan kamu yönetiminin diğer alanlarına da örnek olabilecek bir yaklaşımı gündeme getiriyor.

Elbette idari koordinasyon, yargı bağımsızlığına veya savcıların kanuni görev ve yetkilerine müdahale anlamına gelmemelidir. Güçlü koordinasyonun gerçek değeri, kurumların kendi yetki sınırlarını koruyarak aynı kamu yararı doğrultusunda çalışabilmesidir.

Devletin gücü birlikte çalışabilen kurumlarından gelir

Suç örgütlerinin en fazla yararlanmak istediği alanlardan biri, kamu kurumları arasındaki iletişim eksiklikleri ve denetim boşluklarıdır.

Buna karşılık bilgi paylaşımının güçlü olduğu, kararların zamanında alındığı ve işlemlerin hukuka uygun biçimde yürütüldüğü bir sistem, örgütlü suçla mücadeleyi daha etkili hale getirir.

Kamu yönetiminde asıl ihtiyaç duyulan da budur.

Kişilere bağlı geçici iş birlikleri yerine kurumsallaşmış koordinasyon mekanizmaları oluşturulmalıdır. Böylece yöneticiler değişse bile birlikte çalışma kültürü devam edebilmelidir.

Birlikte çalışmak yönetim becerisidir

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek'in suç örgütleriyle mücadelede sergiledikleri ortak çalışma anlayışı, üzerinde durulmayı hak ediyor.

Bu anlayışın kalıcı başarısı ise operasyon sayılarının ötesinde, suçun önlenmesi, vatandaşın güvenliğinin sağlanması, etkili soruşturma yürütülmesi ve hukuka uygun sonuçlar alınmasıyla ölçülecektir.

Kamu yönetiminde önemli olan, kimin daha fazla öne çıktığı değil, kurumların birlikte ne kadar etkili sonuç üretebildiğidir.

İki bakanın ortaya koyduğu iş birliğinin diğer bakanlıklara ve kamu kurumlarına da örnek olması gerekir. Çünkü devletin gücü yalnızca sahip olduğu yetkilerden değil, bu yetkileri kullanan kurumların ortak akılla çalışabilmesinden doğar.

Unutulmamalıdır ki birlikte çalışmak bir nezaket meselesi değil, iyi yönetimin gereğidir. Suçla mücadelede en güçlü silah ise hukukun üstünlüğüyle desteklenen kurumsal koordinasyondur.