Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar5510 sayılı Kanunda yapılan değişiklik bir kesimi fena panikletti

5510 sayılı Kanunda yapılan değişiklik bir kesimi fena panikletti

5510 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler eski tüfek solcuları fena halde panikletti. Öyle ki birbirlerinden farklı söylem geliştirmek zorunda kaldılar

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Prim oranları ve Devlet katkısı başlıklı 81 inci maddesinde yer alan; "Devlet, Kurumun ay itibarıyla tahsil ettiği malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası priminin dörtte biri oranında Kuruma katkı yapar. Devlet katkısı olarak hesaplanacak tutar talep edilen tarihi takip eden 15 gün içinde Hazinece Kuruma ödenir." ifadelerinde değişiklik yapılıyor.

Çok basitçe soralım. Burada bahsedilen gelir neyin karşılığıdır? Tek kelimeyle devletin yaptığı transferdir. Şimdi siz bu transferi öz gelir gibi dikkate alırsanız bu tutarı açık olarak görmezsiniz.

Halbuki bu tutar açık bir kaynak transferidir ve SGK'nın öz geliri değildir. Yıllardır bu saçmalık nedeniyle sanki SGK'nın gelirleri giderlerini karşılıyor gibi bir algı oluşturuldu. Adamlar SGK'nın gelir tablosuna bakınca sanki her şeyi güllük gülistanlık olarak görüyorlar.

Hatta bazı aklı evveller SGK'nın gelirlerinin giderlerini karşıladığı gibi bir iddiada dahi bulunur oldular. Hatta kendisine Sosyal Güvenlik Uzmanı diyen birisi beni düelloya bile davet etmişti.

Hep söylüyorum.

- Dörtte birleri öz kaynak olarak görürseniz,

- Emeklilere ödenen bayram ikramiyelerini Hazine öderse,

- En düşük emekli maaşını hazine öderse,

elbette ortaya çok güzel bir manzara çıkar. Böyle olunca da niçin mali durumu çok iyi olan SGK emeklilere maaş artışı yapmıyor serzenişleri çıkar.

Benim anlamadığım şey ise akademik kılıklı eski tüfek tiplerin feryadıdır. Zaten bu paralar Hazineden karşılanıyor. Hatta öyle bir noktaya gelindi ki sol kesimin söylemleri dahi tutarsız hale geldi. Mesela birisi demiş ki;

"SGK’ya her ay bütçeden yapılan ‘devlet katkısı’ kaldırılıyor.
Katkı kesilince;
- SGK’nın açığı büyüyecek,
-bütçe açığı düşecek.
-SGK’nın finansman açığını Hazine kapatacak.
Bu operasyonla, düzenli ödemeden kurtulan Hazine nakit dengesinin iyileşeceğine ve aylık borçlanma ihtiyacının azalacağına kuşku yok.
Daha kritik etkisi şu ki SGK’nın gerçek mali yapısı ortaya çıkacak.…"

Başka birisi ise "Bu bir meşruiyet operasyonudur. Bugüne kadar devlet katkısı SGK'nın gelir kalemi olarak kaydediliyordu. Bundan sonra aynı para açık kapatma transferi olarak kaydedilecek.
Sonuçta SGK'nın mali tablolarında “açık” daha yüksek görünecek. Nitekim 889 milyar liralık devlet katkısı sayesinde 2025'i teknik olarak 35 milyar lira fazlayla kapatan SGK, 2026'da 1 trilyona ulaşan bir “açık” miktarıyla karşılaşacak.
Eski düzende katkı, formüle bağlı, yasayla güvence altına alınmış, koşulsuz bir yükümlülüktü. Yeni düzende transfer, ihtiyaç oldukça yapılan, takdiri bir açık finansman yöntemine dönüşüyor."

Görüleceği üzere adamların kafası karışık.

Konuyu en güzel özetleyen ise MHP Milletvekili Mustafa Kalaycı olmuş. Kalaycı diyor ki; "2008 yılına kadar böyle bir uygulama yoktu yani devletin prim katkısı vermesi gibi bir uygulama yoktu. 2008 yılında çıkan 5510 sayılı Kanun'la toplanan primlerin dörtte 1'ine kadar da devlet katkı versin yani işverenden katkı alıyoruz, işçiden alıyoruz, devlet de katkı versin manasında o düzenleme yapılmıştı. Erhan Bey'in de dediği gibi değerlendirmelerde yanıltıcı sonuçlar çıkıyordu yani "Kurum açığı azaldı.", "Prim gelirleriyle emekli aylıklarının yüzde 80'ini karşılıyorum." gibi tam gerçeği yansıtmayan değerlendirmeler hepimiz tarafından yapılıyordu.... Şimdi bu düzenlemeyle bunu kaldırıyoruz ama dediğin gibi Erhan Bey, bunun bütçe açısından bir şeyi yok, zaten açığını hazine karşıladığı için bütçeye etkisi değişmeyecek, aynı rakam. Sadece geçen yıl 888 milyar lira prim katkısı vermiş devlet, bu artık açık tarafına inecek yani kurumu açığı tarafına inecek. Belki rakamların daha net görülmesini sağlayacak. Dünyada da bunu uygulayan ülke var mı bilmiyorum; ayrıca devlet katkısı alan."

Bunlara öz gelir deyince gerçek değişiyor mu? Korku SGK'nın gerçek durumu ortaya çıkınca bazı kesimlerin bol keseden savurtturmaları sona erecek. Böyle de olsa hiçbir emeklinin hakkının zayi olması gibi bir durum söz konusu değildir. İşin özü budur ve kimsenin paniklemesine de gerek yoktur.