Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

Bir Tebrik, Bir Soru: İhalede rekabet olunca çok şey değişiyormuş

Güzel işler yapan bürokratları sağdan sola herkes takdir ediyor.

Nefes gazetesi yazarı Deniz Zeyrek’in “Bir tebrik bir soru!” Başlıklı yazısı dikkatimi çekti. Doğrusu dikkat çekmeyecek bir yazı değildi. Yazıda Diyarbakır Çınar Kaymakamı Zikrullah Erdoğan’ı öve öve bitiremiyordu. Deniz Zeyrek’in Cumhurbaşkanına yakın bir bürokratı övmesi örneğine rastlanır bir durum değildir. Demek ki güzel işler yapılınca hiç beklenmedik kişilerden de övgü geliyormuş.

Allah Allah hangi dağda kurt öldü diye sorasınız geliyor.

Diyarbakır Çınar Kaymakamı Zikrullah Erdoğan, mayıs ayında Millî Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürü olarak atanmıştı. Atama, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığı üzerinden tartışıldı. Oysa bir kamu yöneticisini değerlendirmenin en doğru yolu, hakkındaki yorumlardan önce yaptığı işlere ve ortaya koyduğu sonuçlara bakmaktır.

Zeyrek, Zikrullah Erdoğan’ın göreve geldikten sonraki ilk icraatlarından birinin, temmuz ayında hazır gıda ihalesini gerçekleştirmek olduğunu belirtiyor. 25 Aralık 2024’te yapılan ihalenin fiyatlarıyla yeni ihalenin fiyatlarını karşılaştırmış ve ortaya dikkat çekici bir tablo çıktığını görmüş.

Örneğin ezogelin çorbasının fiyatı 19,25 liraya, dönerin fiyatı ise 121,75 liraya gerilediğini gören Zeyrek’in şaşkınlığı iyice artmış. Oysa önceki ihale fiyatlarına 18 aylık resmî enflasyon artışı uygulandığında, hesaplamaya göre ezogelin çorbasının yaklaşık 60 liraya, dönerin ise 233,77 liraya ulaşması beklenirken tam tersi bir durum ortaya çıkmış.

Peki, fiyatlar nasıl oldu da bu kadar düştü?

Sır fiyatlarda değil, rekabette!

İddia edilen farkın açıklaması, ihale sürecindeki rekabet koşullarında yatıyor.

2025’te yalnızca dört-beş şirketin davet edildiği belirtilirken, 2026’daki ihaleye önceki süreçte dışarıda kaldığı ifade edilen şirketler de katılmış. Daha fazla şirketin yarışması, tekliflerin çeşitlenmesini ve fiyatlar üzerindeki rekabet baskısının artmasını sağlamış.

Sonuçta ihaleyi kazanmak isteyen şirketler fiyatlarını aşağı çekmek zorunda kalmışlar.

Rekabetin sınırlı olduğu yerde kamu daha pahalıya alım yapma riskiyle karşılaşır; gerçek rekabet ise kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasının önünü açar.

Elbette iki ihale arasındaki fiyat farkını değerlendirirken ürünlerin teknik özellikleri, gramajları, teslimat koşulları ve diğer ihale şartları da karşılaştırılmalıdır. Ancak koşullar eşdeğerse ortaya çıkan fark, ihale süreçlerinde rekabetin ne kadar önemli olduğunu gösteren güçlü bir işarettir.

Tebrik Zikrullah Bey’e…

Kamu yöneticilerini yalnızca siyasi yakınlık iddiaları üzerinden değerlendirmek ne kadar yanlışsa, ortaya koydukları somut sonuçları görmezden gelmek de o kadar yanlıştır.

Eğer daha geniş katılımla gerçekleşen bir ihale, aynı nitelikteki ürünlerin çok daha uygun fiyatlarla alınmasını sağlamışsa bu yaklaşım takdiri hak eder. Çünkü korunan yalnızca bütçe değildir; kamu kaynaklarının her kuruşunda milletin hakkı vardır.

Üstelik konu, Mehmetçiğin tükettiği gıdaların tedarikiyse mesele yalnızca maliyet de değildir. Amaç, hem askerlerimizin sağlıklı ve kaliteli ürünlere ulaşmasını sağlamak hem de bunun için kamu kaynaklarını en doğru biçimde kullanmaktır.

Genç bir kamu yöneticisinin böylesine önemli bir alanda rekabeti güçlendiren bir yaklaşım ortaya koyması, özlediğimiz kamu yönetimi anlayışına güzel bir örnektir.

Bir ihalede fiyatları bu ölçüde aşağı çeken şey daha fazla şirketin yarışmasıysa, ister istemez önceki ihalelerdeki rekabet gündeme gelir.

Kamu kaynaklarını korumak, yalnızca uygun fiyat veren şirketi seçmekten ibaret değildir. Asıl sorumluluk, ihalelerin başından itibaren yeterli rekabetin oluşmasını sağlamak, katılımı haklı bir neden olmaksızın daraltmamak ve bütün isteklilere eşit fırsat sunmaktır.

Bu nedenle mesele yalnızca yeni ihalenin başarısını takdir etmek değildir. Önceki fiyatlarla yeni fiyatlar arasındaki farkın nedenlerini bütün yönleriyle incelemek, varsa geçmiş uygulamalardaki aksaklıkları ortaya çıkarmak ve aynı sorunların tekrarlanmasını önlemektir.

Tebrik, rekabeti güçlendiren ve kamu yararını önceleyen bir yaklaşım için…

Kamuda liyakat ve başarı, kişisel yakınlık tartışmalarından daha fazla konuşulmalı. Fakat gerçek başarı, yalnızca düşük fiyatla değil; şeffaflık, eşit rekabet, kalite ve hesap verebilirlikle birlikte ölçülmeli. Çünkü kamu yönetiminde asıl marifet, çok para harcamak değil; milletin parasını doğru yerde, doğru koşullarda ve en yüksek kamu yararını sağlayacak biçimde harcamaktır.