Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar
28 Şubat'ın Hedefindeki Üniversiteden “Terörsüz Türkiye’nin” Savunma Üssüne Dönüşecek Kırıkkale Üniversitesi'ne

28 Şubat'ın Hedefindeki Üniversiteden “Terörsüz Türkiye’nin” Savunma Üssüne Dönüşecek Kırıkkale Üniversitesi'ne

Bu yazımızda Kırıkkale Üniversitesinin "Terörsüz Türkiye” hedefine ulaşmada Savunma Üssüne Dönüşmesine ilişkin bir ufuk turu atmaya çalışacağız.

Türkiye Yüzyılında Üniversite için Yeni Vizyon Arayışı: 28 Şubat'ın Hedefindeki Üniversiteden “Terörsüz Türkiye’nin” Savunma Üssüne Dönüşecek Kırıkkale Üniversitesine

Günümüz yükseköğretim anlayışında üniversiteler, yalnızca bilginin üretildiği ve teorik eğitimin verildiği geleneksel kurumlar olmanın ötesinde, bulundukları şehirlerin, bölgelerin ve ülkenin kalkınmasında, ekonomik ve sosyal dönüşümünde aktif rol oynayan "yeni nesil" dinamik merkezler olarak konumlanmaktadır. Üniversitelerin toplumsal kalkınmaya sunduğu bu hayati katkı; nitelikli bilgi üretimi, bölgesel dinamiklerle kurulan güçlü entegrasyonlar ve küresel rekabet gücünü artıran ihtisaslaşma stratejileriyle doğrudan şekillenmektedir. Bu çerçevede, yükseköğretimdeki yeni nesil misyon farklılaşması dalgası, kurumların toplumsal ve ekonomik kalkınmanın öncüsü olmasını kaçınılmaz kılmaktadır.

Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner liderliğinde “Türkiye Yüzyılı”na adım atarken, devletin tüm kurumlarında köklü bir zihniyet dönüşümü ve yapısal yenilenme süreci yaşanmaktadır. Devlet aklının büyük bir cesaretle perçinlediği “Terörsüz Türkiye” mutabakatı ile toplumsal bütünleşme ve iç huzur kalıcı olarak tahkim edilirken, diğer yandan dış politikadaki oyun kurucu rolümüzü pekiştiren yerli ve millî savunma sanayii hamleleriyle tam bağımsızlığımızın teknolojik zırhı örülmektedir. Bu büyük vizyonun yerel ölçekteki en önemli kalelerinden biri, Cumhuriyet dönemi jeostratejik konumu ve savunma sanayi altyapısıyla Kırıkkale’dir. Ancak bir şehrin sadece ağır sanayi altyapısıyla küresel bir teknoloji aktörü olması mümkün değildir. Kırıkkale’yi İç Anadolu ve Türkiye’nin savunma sanayi kalesi hâline getirecek; savunma projelerini besleyecek, Ar-Ge süreçlerini yönetecek ve savunma projelerinde devlet aklına akademik rehberlik edecek Kırıkkale Üniversitesinin yeni bir vizyon ile yeniden yapılanmasına ihtiyaç vardır.

Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek olan Kırıkkale Üniversitesi rektörlük ataması, sadece rutin bir idari nöbet değişimi olarak okunmamalı, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yükseköğretim reformunun, girişimci, yenilikçi ve bölgesel kalkınma odaklı misyon üniversitesi idealinin akademik omurgasını şekillendirecek stratejik bir fırsat penceresi olarak görülmelidir.

Tarihsel Bir Hafıza: Kuruluş Misyonu ve Dirençli Kadrolar

1992 yılında kurulan Kırıkkale Üniversitesi, alelade bir taşra eğitim kurumu olmanın ötesinde, Türkiye’nin tarihsel köklerine bağlı, çağı okuyabilen, yerli ve sivil bir aydın duruşuna sahip nesiller yetiştirme vizyonuyla yola çıkmıştı. Kurucu kadroların bu dinamik ufku, kurumu kısa sürede entelektüel bir çekim merkezi hâline getirmişti. Üniversite, sergilediği bu sivil ve bağımsız duruş nedeniyle Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak düşen 28 Şubat döneminin vesayet odaklarının hedefi oldu. 28 Şubat’ın ağır ikliminde üniversite, telafisi yıllar sürecek içe kapanmaya maruz kaldı. Ancak bu süreçte dahi üniversitenin idealist ruhunu taşıyan kadroları pes etmedi. 2000'li yıllardan itibaren AK Parti hükümetlerinin başlattığı kalkınma hamlelerinde, o çetin yıllarda pişen, devlet tecrübesiyle donanmış kadrolar, Türkiye’nin bürokrasisinde ve yönetiminde çok kıymetli görevler üstlendiler. Kırıkkale Üniversitesi, bir anlamda devletin vesayetten arındırılması sürecinde stratejik bir insan kaynağı havuzu işlevi gördü. Bu tarihsel hafıza, kurumun kuruluş felsefesinde var olan yüksek ahlak ve bilimsel duruş şuurunun bir göstergesidir.

Kurumsal Gelişim: Niceliksel Başarıdan Niteliksel Sıçramaya

Bugün Kırıkkale Üniversitesinin gelişimine baktığımızda, fiziki altyapı ve öğrenci sayısı bakımından niceliksel büyümenin büyük oranda tamamlandığını görüyoruz. YÖK verilerine göre 30 bini aşkın öğrenci kitlesi, 1200’ü aşkın akademik kadrosu ve 1700’ü aşkın idari personeli ile sağlık, mühendislik ve doğa bilimleri, beşeri ve sosyal bilimler ile sanat, tasarım ve hizmetler alanındaki programlarıyla kurum, bölgesel bir güce dönüştü. Kırıkkale, 43 ili Ankara’ya bağlayan stratejik kilit konumu ve sağlıktaki güçlü kurumsal altyapısıyla bölgesel bir merkez rolü üstlenmekte, Ankara’daki sağlık kurumlarının yükünü önemli ölçüde hafifletmektedir. Bu kilit geçiş noktası olma özelliği ve gelişmiş sağlık potansiyeli, şehri çevre iller için kritik bir çekim merkezi hâline getirdi. Ancak zamanla Kırıkkale Üniversitesi, aynı zamanda kurulan üniversiteler arasında belirgin farklılaşmasını sürdüremedi. Muhtelif nedenleri olmakla birlikte ulusal ve uluslararası sıralamalarda kendisinden beklenen performansı gösteremedi. Geçmiş yönetimlerin başarıları göz ardı edilmeksizin, Üniversitenin rektörlük seçimi yapılırken bu durumun farkında olmak Kırıkkale Üniversitesinin yukarıda çerçevesi çizilen vizyona ve hak ettiği yere gelmesine katkı sağlayacaktır.

Yükseköğretim dünyasının hızla değişen parametreleri, artık sadece fiziki kampüslerin değil, “bilgi üretimi” ve “nitelik” odaklı bir büyümenin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Üniversitelerin küresel rekabete eklemlenmesi, YÖK’ün misyon farklılaşması projelerine uyumu ve uluslararası sıralamalardaki yeri, kurumsal başarının yeni ölçütleridir. Bu bağlamda, üniversitenin mevcut potansiyelini bir üst lige taşıyacak, bilimsel üretkenliği ve teknoloji transferini merkezine alan bir vizyona geçiş yapması, en önemli gelişim alanlarından biri olarak görülmelidir.

Küresel sıralama platformları (THE, QS, URAP) verileri, kurumun uluslararası görünürlüğünü artırmak için stratejik bir planlamaya ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Bilimsel yayınların niteliği, dış kaynaklı Ar-Ge projeleri ve patentlerin ticarileşme oranları gibi metriklerde yaşanacak bir sıçrama, üniversiteyi sadece ulusal ve bölgesel değil, küresel bir aktör hâline getirecektir. Bu durum bir eksiklik değil, kurumun ulaştığı olgunluk düzeyinden sonra atması gereken doğal bir “sıçrama adımı”dır.

Stratejik Bir Yönelim: Savunma Sanayii Ekseni

Kırıkkale Üniversitesinin önündeki en büyük avantaj, içinde bulunduğu jeostratejik sanayi ekosistemidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kırıkkale’deki ROKETSAN üretim tesislerinin açılışında ifade ettiği tarihi gerçeklik, üniversitenin yeni yol haritasını da çizmektedir: “Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayiinde yürüttüğü kritik çalışmalar olmasaydı, bugün bırakınız sınırlarımız dışını, kendi topraklarımızda bile terör örgütleriyle mücadele edemez hâle gelebilirdik.”

Gerçekten de bugün Ankara-Kırıkkale araştırma hattı, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) vizyonuyla ROKETSAN gibi devlerin geliştirme üsleri, MKE'nin köklü mühimmat altyapısı, F-16 ve SİHA bomba gövde dolum tesisleri, TÜPRAŞ'ın stratejik enerji varlığı ve Türkiye’de ilk ve tek olan Silah İhtisas Organize Sanayi Bölgesinin (OSB) entegrasyonuyla ülkenin en büyük teknoloji koridoruna dönüşme yolundadır. Sayın Cumhurbaşkanımız, Kırıkkale’yi “Savunma Şehri” olarak tescillerken, burada sadece bir üretim değil, bir beka mücadelesi verildiğini vurgulamıştır. MKE, TÜPRAŞ ve ROKETSAN’ın varlığı, Kırıkkale Üniversitesi için bir dış çevre değil, doğrudan “akademik çalışma alanı” olmalıdır. Üniversite, bu devasa savunma sanayii ekosisteminin Ar-Ge laboratuvarı gibi çalışmalıdır. Hukuk Fakültesinin savunma tedarik hukuku, İİBF’nin savunma ekonomisi, Mühendislik Fakültesinin ise balistik ve otonom sistemler üzerine ihtisaslaşması, üniversiteyi Türkiye’nin “Savunma Sanayii Odaklı İlk İhtisas Üniversitesi” yapacaktır. Bu sadece bir tercih değil, millî bir görevdir.

Yeni Bir Yönetim Anlayışı: Bilgi, Tecrübe ve Ehliyet

Bu vizyonu hayata geçirecek yönetim profili, klasik bir idari anlayıştan ziyade, küresel yükseköğretim sistemine hâkim, devlet bürokrasisiyle koordinasyon becerisi yüksek, akademik dünyayı ve endüstriyi aynı dilde konuşturabilecek bir üniversite liderliği gerektirmektedir. Yeni rektörün, sadece akademik ünvanıyla değil, üniversiteyi bir “sistem” olarak yönetebilme, uluslararasılaşma stratejilerini (uluslararası sıralama metodolojileri, akreditasyon, dış fon yönetimi) uygulama ve bürokrasi ile sanayi arasındaki köprüleri güçlendirme konusundaki tecrübesiyle öne çıkması elzemdir.

Yükseköğretim sistemimizin derinliklerine vakıf, uluslararası derecelendirme kuruluşlarının kriterlerini birer “hedef gösterge” olarak okuyabilen, Ankara’nın karar alıcı mekanizmaları ile sahadaki Ar-Ge ekosistemini bir araya getirecek bir yönetim tarzına ihtiyaç vardır. Üniversite yönetimi, bir “bilim insanı derinliği” ile “devlet adamı vizyonunun” harmanlandığı bir noktada durmalıdır. Özellikle üniversite sistemlerinin nasıl işlediğine, nasıl yönetildiğine ve nasıl “iyileştirildiğine” dair kapsamlı bir küresel perspektife sahip, ehliyete dayalı bir yönetim anlayışı, Kırıkkale Üniversitesinin hak ettiği yere ulaşmasında sinerji oluşturacaktır.

Kırıkkale Üniversitesini ve yerel dinamikleri tanıyan; bunun yanında dünya üniversite sistemlerine ve akademik mükemmeliyet kriterlerine de hâkim, sorun çözme kapasitesi yüksek bir rektörlük, bu kurumu bir “yükseköğretim markası”na dönüştürebilir. Savunma sanayii ile üniversiteyi, laboratuvar ile sahayı buluşturacak bu vizyon, kurumun dinamik bir inovasyon merkezine dönüşmesini sağlayacaktır.

Sonuç: Bir Yeniden Doğuşa Doğru

Önümüzdeki dönem, Kırıkkale Üniversitesi için bir “yenilenme” dönemidir. Üniversitenin elinde, kuruluşundan gelen bilimsel derinlik kültürü, geniş bir fiziksel altyapı ve savunma sanayiinin kalbinde yer alma gibi çok güçlü fırsatlar bulunmaktadır. Yeni rektör ve yönetim ekibi, bu mirası alıp ehil kadrolarla güçlendirilmiş, uluslararası sıralamalarda yükselen, sanayi ile organik bağı olan ve Türkiye Yüzyılı’nın “savunma sanayii odaklı akademik yıldızı” olan bir kurumu inşa etme imkânına sahiptir.

Kırıkkale Üniversitesi, bölgesel kalkınma odaklı misyon üniversitesi olmayı liderlikle aşabilecek potansiyeldedir. Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği “Savunma Şehri” vizyonunu, akademik aklın derinliğiyle birleştirecek ehliyetli eller, bu üniversiteyi sadece bir eğitim kurumu olmaktan çıkarıp, Türkiye’nin stratejik hedeflerine hizmet eden bir “akademik üs” hâline getirecektir. Türkiye hızla savunma alanında markalaşarak dünyada bir yıldız hâline gelmektedir. Şehrin savunma altyapısı üzerine inşa edilecek savunma teknolojileri odaklı üniversite misyon farklılaşması, aynı zamanda diğer ülkeler ile akraba devletler ve toplulukların öğrencileri için Kırıkkale’yi bir çekim merkezi hâline getirecektir.

Öte yandan, belirlenen bu vizyonun hayata geçirilmesinde üniversitenin ve projelerin sürdürülebilir finansmanı kritik bir rol oynamaktadır. Stratejik hedeflere ulaşılması, güçlü bir finansal yönetim ve kaynak oluşturma yetkinliği gerektirmektedir. Bu süreçte Yükseköğretim Kanunu’nda öngörülen Danışma Kurulu adeta bir mütevelli heyeti mantığıyla işletilmelidir. Danışma Kurulu, ildeki mülki ve idari amirler, siyaset ve iş dünyası temsilcileri, Kırıkkaleli bürokratlar ve savunma sanayii ekosistemindeki şirketlerin katılımıyla istişare ve yönlendirme işlevi görmelidir. Böylece üniversitenin izleyeceği stratejik rota, tüm paydaşların katkısıyla belirlenebilir.

Ayrıca Kırıkkale Üniversitesi Vakfı, sağlayacağı esnek gelir ve harcama imkânlarıyla, şehrin imkân, ihtiyaç ve sorunlarına yönelik öncelikli projelerin ve akademik faaliyetlerin teşvik edilmesini kolaylaştıracaktır. Sonuç olarak, uygulama bazlı, yetkinlik odaklı ve güçlü bir paydaş iş birliği modeli sayesinde Kırıkkale Üniversitesi, Kırıkkale-Ankara hattındaki yüksek potansiyelini somut bir kapasiteye dönüştürebilecektir.