Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

Devir değişmiş; artık işini iyi yapan değil, yalakalık yapan yükseliyormuş

İzlediğim bir videoda; “Neymiş? Devir değişmiş de artık işini iyi yapan değil de yalakalık yapan yükseliyormuş. Ya ne olacaktı! Yalaka değerli bir şey." ifadelerini gördüm ve bir şeyler yazalım dedik.

İzlediğim bir videoda oldukça çarpıcı bir cümle var:

“Devir değişmiş; artık işini iyi yapan değil, yalakalık yapan yükseliyormuş.”

Mizah için söylenmiş olsa da kamu yönetimi açısından üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir soruna işaret ediyor.

Kamu kurumlarında çalışan bir personelden normal olarak ne beklenir?

İşini iyi yapması.

Mevzuatı bilmesi.

Sorun çözmesi.

Vatandaşa iyi hizmet vermesi.

Yanlış gördüğünde yöneticisini uyarması.

Kamu yararını kişisel çıkarlarının önünde tutması.

Ancak yükselmenin ölçüsü bunlar olmaktan çıkıp yöneticinin gözüne girmek hâline gelirse kurumlarda dengeler bozulmaya başlar.

Çünkü liyakat sahibi personel yöneticisine her zaman hoşuna gidecek şeyleri söylemez.

Bazen; “Bu işlem yanlış.” der.

Bazen; “Bu şekilde yapamayız.” der.

Bazen de; “Bu karar ileride kurumu zor durumda bırakır.” diye uyarır.

İşte gerçek bürokratlık da burada başlar.

Ancak bazı yöneticiler kendilerine doğruyu söyleyenleri değil, sürekli:

“Çok doğru efendim.”

“Harika düşünmüşsünüz.”

“Bundan iyisi olmaz.”

diyenleri çevrelerinde görmek isterler.

Videoda söylendiği gibi bu kişiler yöneticinin adeta gözünün içine bakar:

“Bir emrin, bir arzun var mı?”

İşin kötüsü, bir süre sonra bu davranış yöneticinin hoşuna gitmeye başlar.

Kendisine itiraz edilmeyen yönetici, aldığı bütün kararların doğru olduğunu düşünür.

Gerçeği söyleyen personel “uyumsuz”, her söylenene başını sallayan ise “iyi yönetici adayı” hâline gelir.

Sonra da kamu kurumlarında çok garip bir tablo ortaya çıkar.

İş bilenler kenarda bekler.

İş bilmeyen ama ilişki yönetmesini iyi bilenler yükselir.

Tecrübe geri plana düşer.

Kurumsal hafıza değersizleşir.

En tehlikelisi ise çalışanlara şu mesaj verilmiş olur:

“İşini iyi yapman yetmez; doğru kişilere kendini sevdirmeyi de öğren.”

Böyle bir kurumda liyakat uzun süre yaşayamaz.

Çünkü insanlar sistemin neyi ödüllendirdiğini çok çabuk öğrenir.

Bilgi ödüllendiriliyorsa bilgi edinirler.

Çalışkanlık ödüllendiriliyorsa çalışırlar.

Başarı ödüllendiriliyorsa başarılı olmaya uğraşırlar.

Ama yalakalık ödüllendiriliyorsa bir süre sonra herkes işini değil, yöneticisini memnun etmeye çalışır.

Asıl tehlike de budur.

Kamu yönetiminin ihtiyacı, yöneticisinin gözünün içine bakıp ne duymak istediğini anlamaya çalışan memurlar değildir.

Kamu yönetiminin ihtiyacı; İşini bilen, doğruyu söyleyen, gerektiğinde itiraz edebilen ve bunun bedelini ödemek zorunda kalmayacağından emin olan kamu görevlileridir.

Çünkü devlette makam sahibini memnun etmek değil, vatandaşı memnun etmek esas olmalıdır.

Videodaki son soru aslında meseleyi çok güzel özetliyor:

“O dururken ben ne yapayım işini düzgün yapanı?”

Kamu yönetiminde bir gün gerçekten bu anlayış hâkim olursa, işini düzgün yapanları değil yalnızca onları kaybeden kurumları konuşmaya başlarız.

Şimdide videoya bakalım

“Neymiş? Devir değişmiş de artık işini iyi yapan değil de yalakalık yapan yükseliyormuş. Ya ne olacaktı!

Yalaka değerli bir şey. Sözünden çıkmaz. Bir emrin, bir arzun var mı diye gözünün içine bakar.

Özel olduğunu hissettirir sana. Anladın mı?

Köpek sahiplenmek gibi bir şey la. Dostun, yarenin oluyor ya. Anladın mı? Cık.

O dururken ben ne yapayım işini düzgün yapanı?”