İçeriğe geç

Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

Belediye Kasası, Başkanın Reklam Bütçesi Değildir!

Belediyelerin görevi şehri yönetmek, belediye başkanlarının reklamını yapmak değildir. Ancak bazı belediyelerde hizmet üretmekle başkanın tanıtımını yapmak arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığı görülüyor.

Öyle bir anlayış ortaya çıkıyor ki belediyenin yaptığı hizmetten çok başkanın fotoğrafı, belediyenin kurumsal kimliğinden çok başkanın ismi ön plana çıkarılıyor. Afişlerde başkan, billboardlarda başkan, gazetelerde başkan, sosyal medyada yine başkan!

Neredeyse belediyeler hizmet kuruluşu olmaktan çıkıp başkanların reklam ajansına dönüşecek.

Oysa vatandaş vergisini belediye başkanının şöhretini artırmak için değil; yol, su, ulaşım, temizlik ve diğer belediye hizmetlerinin karşılanması için ödüyor.

Hiçbir vatandaş, vergileriyle belediye başkanının kişisel reklamını finanse etmek zorunda değildir.

Gazetecilik mi, belediye bütçesinden beslenme aracı mı?

Meselenin bir başka boyutu da gazetecilik ve tanıtım faaliyetleri üzerinden yürütüldüğü ileri sürülen ilişkiler.

Gazeteci kimliğini kullanarak bazı belediyelerden reklam, tanıtım, danışmanlık, organizasyon ve benzeri adlar altında maddi menfaat sağlandığı yönünde duyumlar alıyoruz.

Bu iddiaların doğruluğu elbette somut belgelerle araştırılmalıdır. Ancak ortada cevaplandırılması gereken önemli sorular var:

  • Belediyeler hangi basın kuruluşlarına ne kadar reklam veriyor?

  • Hangi gazetecilere veya şirketlere tanıtım adı altında ödeme yapılıyor?

  • Bu ödemeler karşılığında hangi hizmetler sunuluyor?

  • Harcamaların ne kadarı belediye hizmetlerinin duyurulmasına, ne kadarı başkanların kişisel görünürlüğünün artırılmasına yönelik?

Gazetecilik kamu adına denetim yapma faaliyetidir. Kamu bütçesinden beslenerek belediye başkanlarına övgüler düzmenin adı ise bağımsız gazetecilik olamaz.

Üstelik Sayıştay'ın bu konuda son derece önemli kararları bulunuyor.

Sayıştay Temyiz Kurulunun 4 Ocak 2023 tarihli ve 52788 sayılı kararında, belediye başkanının şahsi reklamı niteliğindeki röportajların yüksek bedellerle gazete ve dergilerde yayımlatılması ve bunların belediye bütçesinden karşılanması kamu zararına yol açan bir uygulama olarak değerlendirilmiştir.

12 Haziran 2024 tarihli ve 56945 sayılı kararda da belediye başkanının kişisel seçim reklamlarının belediye bütçesinden karşılanması nedeniyle verilen tazmin hükmünün değiştirilmesine gerek görülmemiştir.

Demek ki mesele yalnızca etik değil, aynı zamanda hukuki ve mali sorumluluk meselesidir.

Belediyelerin reklam harcamaları mercek altına alınmalı

Artık bu alanda ciddi bir denetim mekanizması oluşturulmalıdır.

Öncelikle bütün belediyeler reklam ve tanıtım harcamalarını; ödeme yapılan kişi ve şirketleri, sözleşme bedellerini ve sunulan hizmetleri kamuoyunun inceleyebileceği şekilde açıklamalıdır.

Sayıştay ve İçişleri Bakanlığı denetimlerinde reklam ve tanıtım harcamaları özellikle incelenmeli, belediye hizmetlerinin duyurulması ile başkanın kişisel reklamı birbirinden ayrılmalıdır.

Kamu zararına neden olduğu tespit edilen ödemeler, hukuken sorumlu olanlardan tahsil edilmelidir.

Belediye bütçesi hiç kimsenin şahsi kasası değildir. Belediye başkanlığı da kamu kaynaklarıyla kişisel reklam yapma imtiyazı sağlamaz.

Kamu parasından farklı kılıflar altında haksız menfaat elde etmek ciddi bir ahlaki çürümedir. Buna bilerek aracılık etmek ve kamu kaynaklarını kişisel çıkarlara tahsis etmek ise sorumluluğu daha da ağırlaştırır.

Son olarak bütün belediye başkanlarına: Hizmet yapın, reklamını vatandaş yapsın. Çünkü başarılı bir belediye başkanının en etkili reklamı billboardlardaki fotoğrafı değil, vatandaşın hayatında bıraktığı olumlu izdir.

Unutmayın, belediyenin parası başkanın değil, milletindir!