İçeriğe geç

Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

Belediyenin Araçları Kimlerin Özel Hizmetinde? Bu Saltanatın Faturasını Kim Ödeyecek?

Sayıştay'ın Keçiören Belediyesine ilişkin 2025 yılı denetim raporunda ortaya koyduğu tespitler, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı konusunda son derece düşündürücü bir tabloyu gözler önüne seriyor.

Bir tarafta belediyelerden hizmet bekleyen vatandaşlar, diğer tarafta belediye bütçesinden karşılanan araçlar, şoförler ve yakıt giderleri... Daha da önemlisi, bu araçların mevzuatta öngörülmeyen kişilerin emrine tahsis edilmesi!

Sormak gerekiyor: Belediye araçları halka hizmet etmek için mi alınıyor, yoksa bazı kişilere özel imkânlar sunmak için mi?

Sayıştayın tespitleri oldukça vahim

Sayıştay denetçileri, belediye personeli olmayan bazı belediye meclis üyelerinin emrine sürekli olarak şoförlü araç tahsis edildiğini, bu araçların yakıt giderlerinin de belediye bütçesinden karşılandığını tespit etmiş.

Üstelik mesele bununla da sınırlı değil.

Raporda, belediye araçlarının başka şahıslar tarafından da benzer şekilde kullanıldığı belirtiliyor.

Araçların Adana, Ankara, Muğla, Edirne, Manisa, Niğde, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Bolu ve İzmir gibi illerdeki otoyol gişelerinden geçiş kayıtları bulunuyor.

İnsan ister istemez soruyor: Bu araçlarla hangi belediye hizmetleri yürütüldü? Kimler, hangi görevlendirmeyle, hangi amaçla ve kimin onayıyla şehir şehir dolaştı?

Keçiören Belediyesinin görev ve sorumluluklarıyla bu seyahatlerin bağlantısı nedir?

Elbette bir aracın şehir dışına çıkması tek başına özel amaçlı kullanıldığını kanıtlamaz. Ancak kamu araçlarının hangi göreve dayanılarak kullanıldığının belgelenmesi gerekir.

Asıl mesele de burada başlıyor.

Kamu aracı kimsenin şahsi malı değildir

237 sayılı Taşıt Kanunu'nun 4'üncü maddesi, emirlerine binek otomobili verilebilecek kişileri ve makam hizmetlerine tahsis edilebilecek taşıtları belirlemiştir.

Kanunun 16'ncı maddesi ise kamu taşıtlarını tahsis edildiği iş dışında veya şahsi amaçlarla kullananlar ve buna izin verenler hakkında cezai yaptırımlar öngörmektedir. Bu nedenle oluşan masraf ve zararların genel hükümlere göre tazmin edilmesi de düzenlenmiştir.

Dolayısıyla mesele yalnızca bir tasarruf tedbiri ihlali değildir. Hukuki ve mali sorumluluk doğurabilecek ciddi bir konudur.

Belediye meclis üyesi olmak, belediyenin araç filosundan kişisel makam aracı edinme hakkı vermez.

Bir kimsenin siyasi konumu, belediye yönetimine yakınlığı veya sahip olduğu unvan, kanunun tanımadığı bir ayrıcalığın gerekçesi olamaz.

Kamu yönetiminde makamlar kişilere imtiyaz sağlamak için değil, kamu hizmetini yerine getirmek için vardır.

Peki, bu araçları kim tahsis etti?

Sayıştay raporlarında tespit edilen bu tür uygulamalarda yalnızca araçları kullananlara odaklanmak yeterli değildir.

Asıl sorgulanması gereken, bu araçları kimlerin, hangi yetkiyle tahsis ettiğidir.

Araçların sürekli olarak belirli kişilerin emrine verilmesini kim onayladı? Şoförlerin görevlendirmesini kim yaptı? Yakıt giderlerini kim kontrol etti? Şehir dışı yolculukların kamu hizmetiyle bağlantısını kim denetledi?

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, kamu kaynaklarının hukuka uygun, etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasını esas alır.

Bu nedenle sorumluluk yalnızca aracı kullanan kişide aranamaz. Tahsis kararını verenlerin, harcamaları gerçekleştirenlerin ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin sorumlulukları da ayrı ayrı incelenmelidir.

Kamu aracını şahsi menfaatine kullanan kadar, hukuka aykırı kullanıma göz yuman kamu görevlisinin sorumluluğu da sorgulanmalıdır.

Belediyenin verdiği cevap yeterli mi?

Sayıştay'ın tespitleri karşısında belediye yönetimi, gerekli çalışmalara başlanıldığını ifade etmiş.

Peki, gerekli çalışmalara başlanılması ne anlama geliyor?

Hukuka aykırı araç tahsisleri sonlandırıldı mı? Geçmişe dönük kullanım kayıtları incelendi mi? Özel amaçlı kullanımların maliyetleri hesaplandı mı? İlgililer hakkında herhangi bir işlem yapıldı mı?

Bunların cevapları ortaya konulmadan yalnızca çalışma başlatıldığının belirtilmesi yeterli değildir.

Kamu yönetiminde önemli olan yanlışın kabul edilmesi kadar, yanlışın sonuçlarının da ortadan kaldırılmasıdır.

Yapılması gerekenler bellidir

Öncelikle, mevzuata aykırı bütün sürekli araç tahsisleri sonlandırılmalıdır.

Belediyeye ait ve kiralama yoluyla kullanılan araçların tamamı merkezi bir takip sistemine alınmalıdır. Araçların kim tarafından, hangi tarihte, hangi görev için ve hangi güzergâhta kullanıldığı kayıt altına alınmalıdır.

Akaryakıt tüketimleri, kilometre bilgileri, otoyol ve köprü geçişleri ile görevlendirme belgeleri karşılaştırılarak geçmiş dönem kullanımları incelenmelidir.

Özel amaçlı kullanıldığı somut biçimde belirlenen araçların yakıt, şoför, geçiş ücreti ve ilgili diğer giderleri hesaplanmalı; hukuki şartların oluşması hâlinde sorumlulardan tahsil edilmelidir.

Ayrıca tahsis ve harcama süreçlerinde yetkisi veya ihmali bulunan kişiler hakkında gerekli idari incelemeler yapılmalı, suç şüphesi doğuran somut bulgular varsa yetkili adli mercilere bildirilmelidir.

Bütün bunların yanında, denetim bulguları üzerine gerçekleştirilen düzeltici işlemler belediye meclisine ve kamuoyuna açıklanmalıdır. Çünkü Sayıştay raporları yalnızca okunup arşive kaldırılacak belgeler değildir. Kamu yönetimindeki yanlışları düzeltmenin ve hesap verebilirliği sağlamanın araçlarıdır.

Belediye bütçesi kimsenin özel harcama hesabı değildir

Vatandaşın vergisiyle alınan veya kiralanan bir araç, vatandaşın hizmetinde olmalıdır.

O aracın deposuna konulan yakıt da şoförüne ödenen ücret de sonuçta kamu kaynağıdır.

Vatandaş ekonomik sıkıntılarla mücadele ederken kamu bütçesinden bazı kişilere sürekli şoförlü araç imkânı sağlanmasının hiçbir makul açıklaması olamaz. Bu nedenle Sayıştay'ın ortaya koyduğu tespitler sıradan bir denetim bulgusu olarak görülmemelidir.

Kamu aracını kimin kullandığı kadar, aracın anahtarını kimin teslim ettiği ve masraflarını kimin onayladığı da ortaya çıkarılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri kamu kaynaklarının sahibi değil, bu kaynakların kamu yararına kullanılmasından sorumlu kişilerdir.

Belediyeler kimseye şoförlü araç saltanatı kurmak için değil, vatandaşa hizmet etmek için vardır. En önemlisi de kamu kaynakları üzerinden sağlanan hukuka aykırı ayrıcalıkların faturası vatandaşın üzerinde bırakılmamalıdır.