İçeriğe geç

Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

Dört ayda olmaz, altı ayda sınavsız uzman olunur!

Bakanlığa 4 ay 5 gün belediye başkan yardımcılığı yapan personelin uzman kadrosuna sınavsız atanıp atanamayacağı sorulmuş.

Kamu yönetiminde liyakat tartışmalarının merkezinde yıllardır aynı soru bulunuyor: Bir kadroya atanmak için bilgi, birikim ve yeterlilik mi esas alınmalı, yoksa belirli makamlarda geçirilen süre mi?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğünün 23 Ekim 2026 tarihli ve E-53773008-622.02-17105077 sayılı görüş yazısı, kamu personel sistemimizdeki bu tartışmayı yeniden gündeme taşıyacak nitelikte.

Üstelik mesele yalnızca bir belediye personelinin uzman kadrosuna atanıp atanamayacağı değil. Asıl mesele, kamu personel sisteminde sınav ve liyakat ilkesinin ne ölçüde korunduğudur.

Dört ay beş gün yetmedi, altı ay olsaydı ne olacaktı?

Bakanlığa yöneltilen soruda, bir belediyede 15 Nisan 2025 ile 20 Ağustos 2025 tarihleri arasında 4 ay 5 gün belediye başkan yardımcılığı yapan personelin uzman kadrosuna sınavsız atanıp atanamayacağı soruluyor.

Bakanlık, ilgili yönetmeliğin 19'uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine dayanarak bu atamanın mümkün olmadığını belirtiyor.

Gerekçesi son derece açık: Yönetmelik kapsamı dışında bulunan daha üst görevlerde en az altı ay çalışmış olmak gerekiyor. İlgili personel ise bu şartı karşılamıyor.

Buraya kadar hukuken bir sorun görünmüyor. Bakanlık, yürürlükteki düzenlemeyi esas alarak görüşünü bildiriyor. Ancak asıl tartışma bundan sonra başlıyor.

Aynı kişi belediye başkan yardımcılığı görevinde dört ay beş gün yerine altı ay çalışsaydı, diğer şartları da taşıması kaydıyla uzman kadrosuna sınavsız atanabilecekti.

Peki, dört ay beş gün ile altı ay arasında, sınavı gereksiz kılacak nasıl bir mesleki yeterlilik farkı ortaya çıkıyor?

İşte üzerinde düşünülmesi gereken asıl soru budur.

Sınavla gelenler ve sınavsız atananlar

Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik, uzman kadrosuna görevde yükselme yoluyla atanabilmek için belirli öğrenim, hizmet ve kadro deneyimi şartları öngörüyor.

Normal şartlarda personelin bu koşulları taşıması ve görevde yükselme sınavında başarılı olması gerekiyor. Ancak aynı Yönetmeliğin 19'uncu maddesi, belirli üst görevlerde en az altı ay çalışanlara, diğer özel şartları taşımaları koşuluyla alt görevlerde çalışma süresi şartı aranmaksızın bazı kadrolara sınavsız atanma imkânı tanıyor.

Böylece aynı uzman kadrosuna atanmak isteyen iki personelden biri sınava hazırlanıp başarısını ortaya koymak zorundayken, diğeri belirli bir üst görevde geçirdiği süre sayesinde sınavdan muaf tutulabiliyor.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, altı aylık sürenin tek başına atama hakkı sağlamadığıdır. Ancak diğer şartların varlığı hâlinde sınav zorunluluğunu ortadan kaldırabilmesi bile başlı başına tartışılmayı hak ediyor.

Bir kamu görevlisinin belirli bir makamda bulunmuş olması, uzmanlık yeterliliğini sınavsız biçimde kazandığının kanıtı sayılabilir mi?

Makamda bulunmak, uzman olmak anlamına gelmez

Belediye başkan yardımcılığı önemli bir yöneticilik görevidir. Ancak yöneticilik yapmak ile belirli bir alanda uzmanlık yeterliliğine sahip olmak aynı şey değildir.

Bir makamda geçirilen süre, kişiye yönetsel tecrübe kazandırabilir. Fakat bu tecrübenin uzman kadrosunun gerektirdiği mesleki bilgi ve yetkinliğin yerine geçip geçemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.

Dahası, kamu personel sisteminde istisnaların genişletilmesi, görevde yükselme sınavlarının anlamını zayıflatma riski taşımaktadır.

Yıllarca çalışan, mesleki bilgilerini geliştiren ve sınavlarda başarılı olmaya uğraşan personel açısından bu durum çalışma barışını da olumsuz etkileyebilir.

Elbette her sınavsız atama liyakatsiz atama değildir. Ancak sınavdan muafiyetin objektif, denetlenebilir ve görevin gerektirdiği yeterliliklerle bağlantılı bir gerekçeye dayanması gerekir. Aksi hâlde istisnalar, zamanla personel sisteminin olağan uygulamasına dönüşebilir.

Sınavsız atama istisnaları yeniden düzenlenmeli

Bu görüş yazısı vesilesiyle kamu personel sisteminde bazı değişikliklerin yapılması gerektiği kanaatindeyiz.

Birincisi, üst görevlerde geçirilen belirli bir sürenin sınavsız atama imkânı sağlaması yeniden değerlendirilmelidir. Altı aylık sürenin neden yeterli kabul edildiği objektif ölçütlerle açıklanabilmelidir.

İkincisi, uzman gibi mesleki yeterlilik gerektiren kadrolara yapılacak atamalarda sınav esas olmalı; istisnalar zorunlu ve açıkça gerekçelendirilebilir durumlarla sınırlandırılmalıdır.

Üçüncüsü, belediye başkan yardımcılığı gibi görevlerden diğer kadrolara geçişlerde, yalnızca görev süresi değil, kişinin mesleki yeterliliği, öğrenimi ve atanacağı kadroyla ilgili deneyimi de belirleyici olmalıdır.

Dördüncüsü, sınavsız atamalar konusunda belediyeler arasında farklı uygulamaların ortaya çıkmasını önleyecek açık, objektif ve denetlenebilir standartlar oluşturulmalıdır. Bu atamaların gerekçeleri de etkili biçimde denetlenmelidir.

Liyakat takvim yapraklarıyla ölçülemez

Bakanlığın 23 Ekim 2026 tarihli görüşü, mevcut mevzuatın uygulanması bakımından açık bir değerlendirme içeriyor. Dört ay beş gün belediye başkan yardımcılığı yapan personelin, bu görev süresine dayanarak Yönetmeliğin 19'uncu maddesi kapsamında sınavsız uzman kadrosuna atanamayacağı belirtiliyor. Ancak bu görüşün ortaya çıkardığı daha önemli mesele, düzenlemenin kendisidir.

Dört ay beş gün görev yapanın sınava tabi tutulduğu, altı ay görev yapanın ise diğer koşulları sağladığında sınavdan muaf olabildiği bir sistemde, liyakatin hangi objektif ölçütlerle değerlendirildiği sorgulanmalıdır.

Kamu yönetiminin ihtiyacı, belirli makamlarda bulunmuş kişilere ayrıcalık tanıyan bir personel sistemi değil; bilgiye, ehliyete, tecrübeye ve ölçülebilir başarıya dayanan bir kariyer düzenidir.

Unutulmamalıdır ki bir makamda altı ay oturmak, o makamdan ayrıldığınızda her görevi yapabilecek yeterliliğe sahip olduğunuzu göstermez.

Liyakat takvim yapraklarıyla değil, bilgi, birikim ve ehliyetle ölçülür. Kamu personel sisteminin de bu anlayış üzerine inşa edilmesi gerekir.