Kamu Başdenetçiliğinin 02.10. 2026 tarihli kararı, kamu personel sisteminin önemli bir sorununu yeniden gündeme taşıdı: Devlet, yıllarca emek vererek yetiştirdiği uzman ve denetçilerin kariyer basamaklarını tasarruf gerekçesiyle sınırlandırabilir mi?
Kamu yönetiminde tasarruf elbette önemlidir. Ancak tasarrufun da bir hukuku, ölçüsü ve sınırı olmalıdır. Kamu kaynaklarını korumak adına alınan tedbirler, kariyer ve liyakat sistemini zayıflatacak sonuçlar doğurmamalıdır.
Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilen 2 Kasım 2026 tarihli ve 2026/27073 başvuru numaralı Tavsiye Kararı, tam da bu açıdan dikkat çekici değerlendirmeler içermektedir.
Kanunun tanıdığı imkân, genelgeyle sınırlandırıldı
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunda görev yapan bir enerji uzmanı, gerekli hizmet süresini tamamladığını belirterek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 68/B maddesi kapsamında birinci dereceli kadroya atanmayı talep etmiştir. Ancak talebi, tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek karşılanmamıştır. Çünkü 2024/7 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, 68/B kapsamındaki atamaları şef dâhil yönetici kadrolarıyla sınırlandırmış, yönetici kadroları dışındaki personelin bu kapsamda atanmasını engellemiştir.
EPDK da başvuranın hizmet süresi ve öğrenim şartlarını taşıdığını kabul etmiş, ancak atamanın idarenin takdirinde bulunduğunu ve genelgenin buna izin vermediğini belirtmiştir.
İşte tartışmanın düğümlendiği nokta burasıdır: Bir personelin kanuni şartları taşıdığı kabul ediliyor, fakat kariyer ilerlemesine ilişkin imkân, yönetici kadrosunda bulunmadığı gerekçesiyle kategorik olarak sınırlandırılıyor.
Elbette 68/B maddesi, şartları taşıyan her memura otomatik atanma hakkı vermemektedir. Ancak idareye tanınan takdir yetkisi de kariyer ve liyakat ilkelerinden bağımsız düşünülemez.
Uzmanlık, yöneticiliğin altında bir statü değildir
Kamu Başdenetçiliği kararının en önemli yönlerinden biri, kariyer mesleklerle yönetici kadroları arasındaki hukuki farklılığı açıkça ortaya koymasıdır.
Müfettiş, uzman ve denetçiler; özel yarışma sınavları, yetiştirme süreçleri ve yeterlik sınavları sonucunda mesleklerine atanırlar. Görevleri yalnızca idari hiyerarşide bir makam işgal etmek değil; uzmanlık bilgileriyle kamu hizmetinin etkin, verimli ve hukuka uygun yürütülmesine katkıda bulunmaktır.
Bir şube müdürü personel ve birim yönetiminden sorumluyken, bir uzman veya müfettiş kamu yönetiminin teknik, hukuki ve mali işleyişinde farklı sorumluluklar üstlenebilir. Dolayısıyla bir kariyer meslek mensubunun yönetici olmaması, onun daha alt bir mesleki statüde bulunduğu anlamına gelmez.
Nitekim kararda, kariyer mesleklerin yönetici kadrolarından bağımsız ve kendilerine özgü hukuki statüye sahip oldukları özellikle vurgulanmıştır.
Devlet, kariyer meslek mensuplarını yönetici olmak zorunda bırakarak değil, kendi mesleklerinde ilerlemelerini sağlayarak da ödüllendirebilmelidir. Aksi takdirde mesleğinde derinleşen, yıllarca uzmanlık kazanan ve kurumsal hafızaya katkı sağlayan personel, yalnızca yöneticilik unvanı taşımadığı için kariyer imkânlarından daha sınırlı yararlanacaktır.
Kamu Başdenetçiliğinden önemli bir uyarı
Kararın dikkat çekici bir başka yönü de Kamu Denetçisi tarafından başvurunun reddi önerilmiş olmasına rağmen Kamu Başdenetçisi tarafından başvurunun kabul edilmesidir.
Kamu Başdenetçisi, kariyer meslek mensuplarının 68/B maddesi kapsamındaki değerlendirmelerden yalnızca yönetici olmadıkları gerekçesiyle dışlanmasının kariyer ve liyakat ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtmiştir.
Ayrıca uzun yıllardır uygulanan birinci derece kadroya atanma imkânının tasarruf gerekçesiyle sınırlandırılmasının, kariyer mesleklerin özendirici niteliğini ve personelin çalışma motivasyonunu olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekmiştir.
Sonuç olarak EPDK'ya, başvuranın talebini kariyer mesleklerin özellikli durumu, hizmet gerekleri ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirmesi tavsiye edilmiştir.
Burada önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekiyor: Kamu Başdenetçiliği doğrudan birinci dereceye atama kararı vermemiş, talebin yeniden değerlendirilmesini istemiştir. Dolayısıyla kararın uygulamada sonuç doğurması, ilgili idarenin atacağı adımlara bağlıdır.
İdarenin yapması gerekenler
Bu kararın yalnızca EPDK'da görev yapan bir enerji uzmanının bireysel talebi olarak değerlendirilmemesi gerekir. Konu, kariyer meslek mensuplarının tamamını ilgilendiren daha geniş bir personel politikası sorunudur.
Bu çerçevede;
Birincisi, 2024/7 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin 68/B maddesine ilişkin sınırlaması yeniden değerlendirilmelidir. Kariyer mesleklerin kendine özgü hukuki statüsü dikkate alınarak gerekli düzenleme yapılmalıdır.
İkincisi, birinci dereceye atanma imkânı, yalnızca yönetici kadrosunda bulunmaya bağlanmamalıdır. Kanuni şartları taşıyan kariyer meslek mensuplarının taleplerinin objektif ölçütlerle değerlendirilmesine imkân tanınmalıdır.
Üçüncüsü, idarelerin takdir yetkisi ortadan kaldırılmadan, bu yetkinin kullanımında liyakat, hizmet gerekleri, kamu yararı ve eşitlik ilkelerini esas alan şeffaf bir değerlendirme sistemi oluşturulmalıdır.
Dördüncüsü, tasarruf tedbirlerinin mali etkileri somut olarak hesaplanmalı; personelin mesleki gelişimi ve çalışma motivasyonu üzerindeki sonuçları da değerlendirilmelidir. Tasarruf ile kariyer hakkaniyeti arasında makul bir denge kurulmalıdır.
Beşincisi, Kamu Denetçiliği Kurumunun bu tür kararları yalnızca bireysel başvuruların çözümünde değil, kamu personel sistemindeki yapısal sorunların giderilmesinde de dikkate alınmalıdır.
Tasarruf yapılırken liyakatten tasarruf edilmemeli!
Kamu yönetiminin en değerli kaynaklarından biri, yetişmiş insan gücüdür.
Yıllarca sınavlara hazırlanan, mesleğe girişte ciddi eleme süreçlerinden geçen, yeterlik sınavını başarıyla tamamlayan ve görevinde uzmanlaşan personelin kariyer imkânlarının korunması, yalnızca çalışanların değil, kamu hizmetinin de yararınadır.
Tasarruf tedbirleri geçici olabilir. Ancak bu tedbirlerin personel sistemi üzerinde oluşturduğu olumsuz etkiler kalıcı hâle gelebilir.
Kamu Başdenetçiliğinin bu kararı, yöneticilik ile kariyer uzmanlığının birbirine karıştırılmaması gerektiğini hatırlatmaktadır.
Devlet, yetiştirdiği uzmanı kariyerinin önünü kapatarak değil, bilgi ve tecrübesinden daha fazla yararlanarak değerlendirmelidir.
Unutulmamalıdır ki kamu yönetiminde gerçek tasarruf, yetişmiş insan kaynağının değerini azaltmakla değil, onun birikimini en verimli şekilde kullanmakla sağlanır.