İçeriğe geç

Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

Savcıya duruşmada hakaretin bedeli 10.500 TL!

Bir Cumhuriyet savcısına görevinden dolayı duruşmada ağır hakaretlerde bulunulan bir sanığa mahkeme, 10.500 TL ödenmesi hâlinde davanın düşebileceğini bildiriyor. En basit bir konuda böyle bir hata yapan hakimin başka hangi hatalar yapacağını varın siz düşünün. Böyle bir manzara karşısında yargılamayı hızlandırsanız da hızlandırmasanız da sonuç değişmeyecektir.

İddianame başka söylüyor, mahkemenin işlemi başka sorular doğuruyor!

Bir Cumhuriyet savcısına görevinden dolayı duruşmada ağır hakaretlerde bulunulduğu iddiasıyla iddianame düzenleniyor. Savcılık, sanığın cezalandırılmasını istiyor. Ancak mahkeme, 10.500 TL ödenmesi hâlinde davanın düşebileceğini bildiriyor. Peki, kanunun ön ödeme dışında bıraktığı bir suç bakımından bu uygulama nasıl açıklanacak?

Cumhuriyet Başsavcılığının 18 Mart 2026 tarihli iddianamesi ile ….. 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2026 tarihli ön ödeme ihtaratı birlikte incelendiğinde, üzerinde ciddiyetle durulması gereken hukuki bir sorun ortaya çıkıyor.

İddianamede Neler Var?

Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/…… sayılı iddianamesinde, B. A.’nın başka bir hakaret suçundan yargılandığı …..12. Asliye Ceza Mahkemesinin 17 Şubat 2026 tarihli duruşmasında Cumhuriyet savcısına yönelik ağır ifadeler kullandığı ileri sürülüyor. Duruşma tutanağında yer alan hakaretler oldukça ağır.

İddianamede bu durum açıkça şöyle anlatılıyor: "Savunması alınırken savunma hakkını aşar ifadeler kullandığı"

Savcılık, duruşma tutanağına geçtiğini belirttiği sözlerden bazılarını da aynen aktarıyor:

  • "O sırada cübbe giyen şerefsiz savcı..."

  • "Bu şerefsiz savcı hakkında soruşturma açılsın..."

  • "Namussuz savcı..."

İddianamede bunların dışında, müştekinin kişisel hayatına ve suç işlediğine ilişkin son derece ağır, doğruluğu ortaya konulmamış isnatlar da yer alıyor.

Bunlar savcılığın suçlamasına dayanak yaptığı ifadelerdir. Ancak önemli olan, savcılığın bu ifadeleri nasıl değerlendirdiğidir.

Nitekim iddianamede, sözlerin Cumhuriyet savcısının görevinden kaynaklı olarak söylendiği belirtiliyor ve şu talepte bulunuluyor: "Şüphelinin mahkemenizce yargılamasının yapılarak yukarıda belirtilen sevk maddelerine göre CEZALANDIRILMASINA"

İddianamede sevk maddeleri olarak TCK'nın 125/1, 125/3-a, 125/4 ve 53. maddeleri gösteriliyor.

Yani savcılık, sıradan bir hakaret suçundan değil, kamu görevlisine görevinden dolayı ve alenen hakaret suçundan cezalandırma istiyor.

Peki, Mahkeme Ne Yapıyor?

…..17. Asliye Ceza Mahkemesi, ….. 2026 tarihli ön ödeme ihtaratında sanığın 10.500 TL ödemesi durumunda kamu davasının düşmesine karar verilebileceğini bildiriyor.

İhtarda açıkça şu ifadeye yer veriliyor:

"10 (on) gün içinde maliye veznesine ödeyip vezne alındı makbuzunu mahkememize [...] ibraz ettiğiniz takdirde hakkında kamu davasının düşmesine karar verilebileceği"

İddianamede kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret olarak nitelendirilen ve cezalandırılması istenen bir fiil, nasıl oluyor da 10.500 TL'lik ön ödeme ihtarına konu ediliyor? Halbuki 7571 sayılı Kanun ile değiştirilen TCK'nın 75. maddesinde, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu açıkça ön ödeme kapsamı dışında bırakılmıştır.

Üstelik bu düzenleme, hem iddianamenin hem de mahkemenin ihtaratının düzenlendiği tarihte yürürlüktedir. Burada önemli bir ayrıntı daha var.

10.500 TL'lik tutar, temel hakaret suçunun alt sınırı üzerinden aleniyet artırımı yapılarak hesaplanabilecek miktarla örtüşüyor. Bu da mahkemenin suçun hukuki niteliğini farklı değerlendirip değerlendirmediği sorusunu gündeme getiriyor.

Mahkeme elbette iddianamedeki hukuki nitelendirmeyle bağlı değildir. Ancak farklı bir değerlendirme yapıldıysa bunun hukuki temeli açıkça ortaya konulmalıdır.

Bir de Suç Tarihi Çelişkisi Var!

İddianamede suç tarihi 15 Ocak 2026 olarak gösteriliyor. Oysa suçlamaya esas alınan sözlerin 17 Şubat 2026 tarihli duruşmada söylendiği belirtiliyor.

Bu farklılık basit bir maddi hata olabilir. Ancak ceza yargılamasında suç tarihinin doğru belirlenmesi, isnadın açıklığı ve savunma hakkı bakımından önemlidir.

Dolayısıyla bu çelişkinin de giderilmesi gerekiyor.

Cevap Bekleyen Sorular

Bu dosyada özellikle şu soruların cevaplandırılması gerekiyor:

Birincisi: Savcılık TCK 125/3-a kapsamında cezalandırma isterken mahkeme hangi gerekçeyle ön ödeme yoluna başvurmuştur?

İkincisi: Mahkeme suçun hukuki niteliğini değiştirmiş midir? Değiştirmişse bunu hangi somut değerlendirmeye dayandırmıştır?

Üçüncüsü: İddianamedeki suç tarihi ile suçlamaya esas duruşma tarihi neden farklıdır?

Dördüncüsü: Ön ödeme ihtaratından sonra ödeme gerçekleşmiş ve dava hakkında bir düşme kararı verilmiş midir?

Eldeki belge henüz davanın düşürüldüğünü gösteren nihai bir karar değil, ön ödeme ihtaratıdır.

Hukukta Asıl Mesele Para Değil, İlke Meselesidir!

Hiç kimse, Cumhuriyet savcısı olduğu için hukukun üstünde değildir. Hiç kimse de bir Cumhuriyet savcısına yönelik hakaret iddiası söz konusu olduğunda kanunun öngördüğü güvencelerin dışında bırakılamaz.

Hukuk devleti, suçun ve failin kim olduğuna göre değil, kanunun herkese aynı ölçütlerle uygulanmasıyla anlam kazanır.

Bu nedenle söz konusu dosyada tartışılması gereken mesele, 10.500 TL'nin azlığı veya çokluğu değildir.

Asıl mesele, savcılığın kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret olarak nitelendirdiği bir fiilin, kanundaki açık istisnaya rağmen hangi hukuki gerekçeyle ön ödeme işlemine konu edildiğidir.

Yargıya duyulan güven, yalnızca verilen kararlarla değil, bu kararların hukuken açıklanabilir ve denetlenebilir olmasıyla sağlanır.

Adaletin değeri 10.500 TL ile ölçülemez. Ama 10.500 TL'lik bir işlem, adaletin işleyişi hakkında çok ciddi sorular sordurabilir.