İçeriğe geç

Ahmet Ünlü

Gazeteci & Köşe Yazarı

← Tüm yazılar

Kamuda aynı iş, dört farklı statü, dört farklı maaş yada çalışma barışının halleri

Kamu personel sisteminde öyle bir noktaya gelindi ki aynı kurumda, aynı işi yapan personel farklı statülerde çalıştırılıyor ve farklı ücretler alabiliyor. Üstelik bu farklılık yalnızca maaşlarla sınırlı kalmıyor; özlük haklarından tayin imkânlarına, sosyal haklardan iş güvencesine kadar uzanıyor.

Kamu personel sisteminde öyle bir noktaya gelindi ki aynı kurumda, aynı işi yapan personel farklı statülerde çalıştırılıyor ve farklı ücretler alabiliyor. Üstelik bu farklılık yalnızca maaşlarla sınırlı kalmıyor; özlük haklarından tayin imkânlarına, sosyal haklardan iş güvencesine kadar uzanıyor. Peki, aynı kamu hizmetini yerine getiren çalışanlar arasında bu kadar farklı uygulamaya neden ihtiyaç duyuluyor?

Aynı iş için dört farklı istihdam modeli

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36'ncı maddesinde düzenlenen Yardımcı Hizmetler Sınıfı, kurumların temizlik, dağıtım, taşıma ve benzeri destek hizmetlerini yerine getirmek üzere oluşturulmuştur. Ancak zaman içerisinde bu hizmetlerin gördürülme biçimi sürekli değiştirilmiştir.

Önce yardımcı hizmetler sınıfındaki memurlar tarafından yürütülen temizlik işleri, daha sonra hizmet alımı yoluyla taşeron işçilere yaptırılmaya başlanmıştır.

2018 yılında 696 sayılı KHK kapsamında taşeron işçilerin önemli bir kısmı sürekli işçi kadrolarına geçirilmiştir.

Ardından aynı nitelikteki hizmetlerde kadrolu işçi istihdamı devam etmiş, bunun yanında 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli destek personeli alınmaya da başlanmıştır.

Nitekim kamu kurumlarının 2026 yılındaki personel alım ilanlarında dahi sözleşmeli destek personeline temizlik ve yardımcı hizmetler sınıfına ait görevlerin yaptırılacağı açıkça belirtilmektedir.

Böylece kamu personel sisteminde aynı nitelikteki işler için memur, taşeron işçi, sürekli işçi ve sözleşmeli personel modellerinin kullanıldığı karmaşık bir yapı ortaya çıkmıştır.

Aynı işi yapanların maaşları neden farklı?

Bir kamu kurumunda aynı koridoru temizleyen, aynı büroda hizmet veren veya aynı destek görevlerini yerine getiren çalışanların farklı statülere tabi olduğunu düşünelim.

Birisi memur, diğeri sürekli işçi, bir başkası ise sözleşmeli personel olsun.

Yapılan iş aynı olmasına rağmen ücretlerin hesaplanması, toplu sözleşme hükümleri, ilave ödemeler, izinler ve diğer özlük hakları farklılaşabilmektedir.

Elbette ücret farklılıklarının tamamı hukuka aykırıdır denilemez. Kıdem, çalışma süresi, sorumluluk ve toplu iş sözleşmeleri gibi unsurlar ücretleri etkileyebilir. Ancak aynı nitelikteki görevi, benzer şartlarda yerine getiren personel arasındaki ücret farklılıklarının makul ve nesnel gerekçelere dayanması gerekir.

Aksi takdirde çalışanların zihninde şu soru kaçınılmaz hâle gelir:

Aynı işi yapıyoruz, aynı mesaiyi harcıyoruz, aynı hizmeti üretiyoruz. Peki, neden farklı ücret ve haklara sahibiz?

Bu soruya tatmin edici cevap verilemediğinde çalışma barışının zarar görmesi kaçınılmazdır.

Kamu personel sisteminde statü karmaşası büyüyor

Asıl sorun, hangi kamu hizmetinin hangi personel statüsüyle yürütüleceğinin bütüncül bir personel politikasıyla belirlenmemesidir.

Bir kurumun temizlik hizmeti ihtiyacı sürekli bir ihtiyaçtır. Ancak bu ihtiyacın hangi istihdam modeliyle karşılanacağı konusunda yıllar içerisinde birbirinden farklı yöntemler uygulanmıştır.

Üstelik her yeni düzenleme, önceki uygulamayı tamamen ortadan kaldırmak yerine çoğu zaman mevcut yapıya yeni bir statü daha eklemiştir.

Sonuçta personel rejimi sadeleşmek yerine karmaşıklaşmıştır.

Kamu yönetiminde istihdam modeli, personel ihtiyacının niteliğine göre belirlenmelidir. Aynı görevin farklı statüler altında yürütülmesi ise kural değil, nesnel gerekçelere dayanan istisnai bir durum olmalıdır.

Çözüm için neler yapılmalı?

Kamu personel statüleri sadeleştirilmelidir. Aynı nitelikteki yardımcı ve destek hizmetlerinde hangi istihdam modelinin kullanılacağı açıkça belirlenmelidir.

Eşit işe adil ücret ilkesi güçlendirilmelidir. Görev, sorumluluk, kıdem ve çalışma şartları dikkate alınarak karşılaştırılabilir işler için tutarlı bir ücret politikası oluşturulmalıdır.

Personel ücretleri ve maliyetleri karşılaştırılmalıdır. Aynı hizmeti yürüten farklı statülerdeki çalışanların ücretleri, sosyal hakları ve toplam kamu maliyetleri analiz edilmelidir.

Mevcut çalışanların kazanılmış hakları korunmalıdır. Statülerin sadeleştirilmesi, çalışanların mevcut haklarını ortadan kaldıran yeni mağduriyetlere neden olmamalıdır.

Kamu personel rejimi bütüncül biçimde yeniden ele alınmalıdır. Parçalı düzenlemeler yerine görev esaslı, liyakate dayalı, mali açıdan sürdürülebilir ve çalışma barışını gözeten bir sistem oluşturulmalıdır.

Kamu yönetiminde önce yapılan işe bakılmalıdır

Kamu personel sisteminde aynı hizmetin farklı statülerdeki çalışanlar tarafından yürütülmesi tek başına sorun olmayabilir. Ancak bu farklılıkların ücret ve özlük hakları bakımından açıklanması güç eşitsizlikler üretmesi ciddi bir yönetim problemidir.

Devletin görevi yalnızca kamu hizmetlerinin kesintisiz yürütülmesini sağlamak değil, bu hizmetleri yerine getiren çalışanlar arasında adalet duygusunu da korumaktır.

Bir kamu kurumunda aynı işi yapanların farklı statüler nedeniyle birbirinden koparıldığı bir sistemde çalışma barışını sağlamak kolay değildir.

Unutulmamalıdır ki kamu personel rejiminin başarısı, kaç farklı istihdam modeli oluşturulduğuyla değil, bu modellerin kamu hizmetinin gereklerine ne ölçüde uygun ve adil olduğuyla ölçülür.

Kamu yönetiminde esas olan statü çoğaltmak değil, yapılan işe uygun istihdamı sağlamak ve ücret adaletini tesis etmektir.